
Yazan: Enver Kaptanoğlu
Bütün dünya İran’daki savaşa ve Trump’ın tutarsız açıklamalarıyla kör ve sağır edilmişken tarihte eşine az rastlanır bir diplomatik skandala tanıklık ettik. Herkes İran’a bakarken Macaristan’da yaşanan skandal konuşulamadı bile. Ancak üzerinde durulması gerek çok önemli bir olay yaşandı. 12 Nisan Pazar günü sandığa gidecek Macaristan’da seçime 4 gün kala, ABD yönetiminin 2 numaralı ismi Budapeşte’ye gitti ve açıkça mevcut iktidarı destekleyen açıklamalarda bulunup, birlikte miting yaptı.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in Budapeşte’ye yaptığı bu ani ve tartışmalı ziyaret, her ne kadar diplomatik bir temas kılıfına sokulmaya çalışılsa da, gerçekler çok daha net: ABD, Macaristan seçimlerine doğrudan müdahale etti.
Sandık Öncesi “Kurtarma” Operasyonu
Viktor Orbán ve partisi Fidesz, 16 yıldır süren iktidarlarının belki de en büyük siyasi krizini yaşıyor. Yolsuzluk iddiaları, kötüleşen kamu hizmetleri, artan konut fiyatları ve ekonomik durgunluk, Macar seçmenini radikal bir değişime itmiş durumda. İktidar partisi Fidesz’in eski iç çemberinden koparak kendi hareketini başlatan Péter Magyar ve liderliğindeki Tisza Partisi, anketlerde açık ara önde gidiyor. Hatta Median araştırma şirketinin son verilerine göre Tisza, 199 sandalyeli parlamentoda üçte iki çoğunluğu (süper çoğunluk) elde etme potansiyeline sahip.
İşte ABD Başkan yardımcısı JD Vance, tam da bu çöküş tablosunun ortasında Budapeşte’ye indi. Ziyaretinin “benzersiz” olduğunu kendisi de kabul eden Vance, Orbán’a karşı yürütülen kampanyayı “çöp” olarak nitelendirerek, “Viktor ve hükümetinin iyi bir iş çıkardığını ve barış için önemli ortaklar olduklarını gösteren dünyada pek çok dost olduğunu göstermemiz gerekiyordu” sözleriyle açık bir seçim propagandası yaptı.
“Müdahale” İronisi ve Avrupa’nın Tepkisi
Vance’in argümanlarının temelinde büyük bir çelişki yatıyor. ABD Başkan Yardımcısı, Avrupa Birliği’ni Macaristan’ın iç işlerine ve seçimlerine müdahale etmekle suçlarken, kendisinin fiilen bir seçim kampanyasının parçası olmasını “müdahale” olarak görmüyor ve bu eleştirileri “karanlık bir ironi” olarak nitelendiriyor.
Ancak bu duruma Avrupa’dan gelen yanıtlar gecikmedi. Almanya hükümet sözcüsünün de isabetli bir şekilde belirttiği gibi, Vance’in tam da bu dönemde Macaristan’da bulunması bile “kimin neye müdahale ettiğini kendi başına gösteriyor.” dedi.
Muhalefet lideri Péter Magyar ise ülkesinin kaderinin dış başkentlerde çizilemeyeceğini şu net sözlerle ifade etti:

“Hiçbir yabancı ülke Macaristan seçimlerine müdahale edemez. Bu bizim ülkemiz. Macar tarihi Washington, Moskova veya Brüksel’de değil, Macaristan’ın sokaklarında ve meydanlarında yazılır.”
Rusya Gölgesi ve Ukrayna Üzerinden Pazarlık
Vance’in ziyareti sadece Macaristan’ın iç siyasetiyle ilgili değil; aynı zamanda küresel jeopolitik bir eksen kaymasının da teyidi niteliğinde. Vance, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’i hedef alırken, Ukrayna’nın direnişini ve toprak bütünlüğünü küçümseyerek “Şu noktada bir yöne veya diğerine doğru birkaç kilometrekarelik toprak üzerinde pazarlık yapmaktan bahsediyoruz” ifadelerini kullandı.
Bu söylem, Orbán hükümetinin Moskova ile kurduğu derin ve karanlık ilişkiler ağıyla birebir örtüşüyor. Zira ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi’nin üst düzey Demokrat üyesi Jeanne Shaheen’in de hatırlattığı üzere, Macaristan’ın Rusya’ya olan enerji bağımlılığı savaşın başından bu yana azalmak yerine arttı. 2021’de %61 olan Rus ham petrolü ithalatı oranı, bugün %93’e fırlamış durumda.
Dahası, Dışişleri Bakanı Péter Szijjártó’nun sızdırılan ses kayıtlarında, gizli AB toplantılarının detaylarını Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile paylaştığı, AB yaptırım listelerini Rusya’nın lehine değiştirmeye çalışacağı ve Ukrayna’nın AB’ye katılım belgelerini Moskova’ya sızdırmayı teklif ettiği ayyuka çıkmışken, ABD yönetiminin ikinci isminin Orbán’a kalkan olması manidar. Orbán’ın Ekim ayında Vladimir Putin’e “Hizmetinizdeyim” dediği iddiaları da bu tablonun üzerine tuz biber ekiyor.
Sonuç: MAGA Hareketi İçin Bir Laboratuvar Savunması
Orbán’ın “illiberal demokrasisi”, ABD’deki MAGA (Make America Great Again) hareketi için uzun zamandır bir ilham kaynağı ve bir laboratuvar olarak görülüyor. Vance’in son dakika Budapeşte çıkarması, sadece bir müttefike destek ziyareti değil; aynı zamanda MAGA vizyonunun Avrupa’daki kalesini, kaçınılmaz görünen bir seçim hezimetinden kurtarma çabası.
Gerçek şu ki; Avrupa Birliği’nden kişi başına düşen bazda ve GSYH’ye oranla en fazla fonu almasına rağmen AB’nin en yolsuz ülkesi haline gelen bir yönetimi aklamak ve muhalefetin yükselişini durdurmak için Washington’dan Budapeşte’ye uzanan bu el, demokratik süreçlere yapılmış açık ve net bir dış müdahale. Macaristan sandıklarında çıkacak sonuç ne olursa olsun, ABD’nin bu partizan girişimi uluslararası ilişkiler tarihinde kara bir leke olarak yerini alacak.
Dahası bu açık seçim müdahalesi, bir kaz daha Trump yönetiminin ulusları egemenliğini, egemenlik haklarını, uluslararası hukuku ve diplomasiyi hiçe saydığının en büyük kanıtı olurken, bunu seçime gidecek bir başka ülkede yapmayacaklarının garantisi olmayabilir.
Yorum bırakın