Yazan: Enver Kaptanoğlu

24 Şubat 2022’de başlayan Rusya’nın tam kapsamlı Ukrayna işgali dördüncü yılını doldururken, artık karşımızda sadece iki ülke arasında geçen bir sınır çatışması yok. Savaş; cephede bir yıpratma makinesine, toplumlarda normalleşen bir kriz haline ve uluslararası düzende kalıcı bir kırılmaya dönüştü
Uluslararası analizlerin ve sahadan gelen raporların ortaya koyduğu tablo çok net: Ne Moskova beklendiği gibi çöktü ne de Kyiv teslim oldu. Ancak her iki tarafın da içinde bulunduğu dünya geri dönülemez biçimde değişti.
Peki, dördüncü yılın sonunda savaşın anatomisi bize ne söylüyor?
1. Donmuş Değil, Sürekli Aşındıran Cephe
Savaşın bugünkü karakterini “donmuş” olarak tanımlamak büyük bir yanılgı. Hatlar yer yer sabitlenmiş gibi görünse de çatışmalar düşük hızda ancak çok yüksek maliyetlerle devam ediyor.
- Rusya, geniş çaplı ve savaşın kaderini belirleyecek büyük bir kırılma yaratamıyor; ilerleyişi “buzul hızıyla” gerçekleşiyor.
- Ukrayna, kaybettiği toprakları geri alacak büyük ölçekli bir karşı taarruz üretemiyor.
- Her iki taraf da teknolojik adaptasyon ile insan gücü eksikliği arasına sıkışmış durumda.
Dördüncü yıl, bir “sonuç yılı” olmaktan ziyade, uzun savaşın kurumsallaştığı ve her iki tarafın da sürekli insan ve mühimmat öğüttüğü bir yıl olarak tarihe geçiyor.
2. Rusya İç Cephesi: Savaş Artık Gündelik Hayatın İçinde
Kremlin’in söylemlerinin ötesine geçip Rusya sokaklarına baktığımızda, savaşın artık sadece televizyon ekranlarında yayınlanan bir haber olmadığını görüyoruz.
Asker toplama afişleri, ölen askerler anısına yapılan duvar resimleri ve “özel askeri operasyon” sembolleri şehir estetiğine ve gündelik hayata işledi. Devlet, savaş anlatısını toplumsal hafızaya kazırken, aynı zamanda kayıpların büyüklüğünü de ister istemez görünür kılıyor.
Sıradan vatandaşlar savaşa açıkça karşı çıkmasa da artan geçim derdi, yükselen faturalar ve fırlayan fiyatlar homurdanmaları artırıyor. II. Dünya Savaşı’ndaki net hedeflerin aksine, bugün sokakta “Ne için savaştığımızı bilmiyoruz” duygusu hakim.
KDV oranlarındaki artış, küçük işletmelerin üzerindeki maliyet baskısı ve savunma harcamalarının bütçeyi yutmasıyla savaşın yükü tabana yayılıyor. Rusya’nın yeni modeli şu: Cephede profesyonel savaş, içeride ise vergi ve hayat pahalılığıyla kitlesel katılım.

3. Ukrayna Cephesi: Yorgun Ama Kırılmayan Direnç
Ukrayna tarafında sadece bir “direniş” destanı değil; aynı zamanda yorgunluk, travma ve zorunlu bir dayanıklılık hali var.
Ukrayna halkı yorgun ve umutlar zedelenmiş olsa da, “teslimiyet” fikri savaşın kendisinden daha itici geliyor. Cephede savaşmak artık bir tercih değil, varoluşsal bir hayatta kalma mecburiyeti.
Rusya’nın bitmek bilmeyen enerji altyapısı saldırıları, Ukrayna’nın toplumsal dayanıklılığını hedef alıyor. Şehirlerin elektriği, ısınması ve günlük yaşamın sürdürülebilirliği, en az cephedeki asker sayısı kadar hayati bir savaş başlığı haline geldi.
Teknolojik inovasyon ne kadar hızlı ilerlerse ilerlesin, cepheyi tutmak için hala piyadeye ihtiyaç var. Ukrayna’nın en büyük sınavı, teknolojiyle açığı kapatmaya çalışırken insan kaynağı krizini yönetmek.
4. Kalıcı Miras: Drone Devrimi ve Otomasyon
Ukrayna savaşı, gelecekte askeri akademilerde modern harp anlayışını değiştiren bir dönüm noktası olarak okutulacak. Savaş, ağır platformlardan algoritmik ve kitlesel insansız sistemlere geçişin laboratuvarı oldu.
“Drone’lar piyade açığını kapatan temel unsur olurken, elektronik harp (jammer ve iletişim kesiciler) cephenin merkezine yerleşti. Artık ucuz ve ölçeklenebilir sistemler, milyonlarca dolarlık pahalı platformları yok edebiliyor.”
Rus ordusu da başlangıçtaki hantal yapısından sıyrılarak özellikle drone üretimi ve elektronik harp konusunda ciddi dersler çıkardı ve taktiksel uyum sağladı.
5. Diplomasi Cephesi: Kurallar Aşındı
Savaş sadece sahayı değil, küresel diplomasiyi de parçaladı. Geleneksel çok taraflı müzakere kuralları, kırmızı çizgiler ve diplomatik normlar yerini sonuçsuz yeni formatlara ve anlık yamalara bıraktı.
Batı dünyasının Rusya’ya yaklaşımında giderek artan parçalı görüntü, Moskova için önemli bir diplomatik kazanım yaratıyor. Tam bir izolasyon gerçekleşmediği gibi, küresel düzende artık normların değil, güç merkezlerinin anlık tercihlerinin belirleyici olduğu bir döneme girildi.
6. Dört Yılın Bilançosu
Rusya’nın Kayıpları: Devasa boyutta asker ve ekipman kaybı, savaş ekonomisinin yarattığı bütçe baskısı, beyin göçü, teknolojik kısıtlamalar (çip krizleri vb.) ve demografik daralma.
Rusya’nın Kazanımları: Ukrayna topraklarının yaklaşık %19’unda kalıcı kontrol, doğal kaynaklar üzerinde denetim, Ukrayna’nın NATO üyeliğini neredeyse imkansızlaştırma ve içeride yüksek onay oranlarıyla rejim istikrarını koruma.
Sonuç olarak savaş Rusya’yı zayıflattı ama durdurmadı.
Beşinci Yıla Girerken: Kim Daha Uzun Dayanacak?
Dört yılın sonunda sorulması gereken soru “Kim kazanacak?” değil, “Kim aynı yoğunlukta daha uzun süre dayanabilecek?” sorusudur.
Ukrayna’nın kaderini Batı desteğinin süresi ve insan gücü belirleyecekken; Rusya’nın kaderini ekonomik baskının toplumda yaratacağı kırılma noktası çizecek.
Bu savaşın en acı ve en belirgin sonucu ise toplumların “normal hayat” algısının tamamen çökmesi oldu. Uzayan savaşlar çağında cephe hattı artık sadece coğrafi haritalarda değil; ekonomide, enerjide, algoritmaların içinde ve toplumların sinir uçlarında kuruluyor. Dördüncü yılın gerçeği, tam olarak budur.
Yorum bırakın