Dünyanın gündemi

SURİYE’NİN KIRILGAN FAY HATLARI

Yazan: Enver Kaptanoğlu

SDG – NUSAYRİLER – DEAŞ… SURİYE’DE NELER OLUYOR?

Sadece 3 hafta önce onlarca yıllık Esad rejiminin devrilip gerçekleşen devrimin yıldönümünü kutlayan Suriye çok zor bir yılı geride bıraktı.

2026’ya girerken de 14 yıllık savaşın yaratmış olduğu kırılgan fay hatları yine ortaya çıktı.

8 aralık 2024’teki devrimin ardından Suriye yönetiminde söz sahibi haline gelen ve kısa sürede başta ABD olmak üzere uluslararası toplum tarafından da tanınan Ahmet El Şara yönetimi oldukça kritik bir süreçten geçiyor.

Suriye’nin yolu uzun ve meşakatli. Suriye’de 2026 yılında da konuşacağımız ve mevcut yönetimi oldukça zorlayan muhtemel gelişmelerin başında Şam ile SDG’nin 10 mart mutabakatını işler hale getirip getirmeyeceği geliyor.

SDG’nin Şam’a entegrasyonunu içeren Şam ile SDG arasındaki bu anlaşma sağlanamadıkça ülke içi ve dışı aktörler Suriye’nin kırılgan hatta pamuk ipliğine bağlı  fay hatlarında hareket etme imkanı bulmaya devam ediyor.

Özellikle Aralık ayının ikinci yarısında Halep’te patlak veren çatışmalar buna işaret ediyordu. Şehirde SDG’nin kontrolündeki Şeyh Meksud ve Eşrefiye mahallelerinde yaşanan Şam ile SDG arasındaki çatışmalar durdu. Ardan birkaç gün sonra yine aynı bölgede Güvenlik güçlerinin bulunduğu bir kontrol noktasına ateş açıldı. Suriye makamları bu olayda saldırının Esad rejiminden kalan milislerce gerçekleştirilmiş olabileceğini öne sürmüştü.

Bu örnek bile Şam ile SDG arasındaki uzlaşıya neden bir an önce varılması gerektiğini  gösteren önemli bir örnek oldu.

Suriye’nin en kırılgan bir diğer fay hattı da,, ülkenin batısında Humus ve Hama’nın batısından sahildeki Lazkiye ve Tartus hattında yaşananlar. Burası Nusayri nüfusun en yoğun bulunduğu bölge. Yeni Suriye yönetimi ile bölgedeki Nusayri toplumu arasında geçtiğimiz mart ayında yaşananlar bir güven bunalımı yaratmış durumda.

Ancak bölge özellikle Esad rejiminden kalan güvenlik unsurlarının Şara yönetimine karşı silahlı direniş için konuşlandığı ve zaman zaman Şam’a bağlı güvenlik güçlerine saldırılar düzenlediği bir yer.

Geçtiğimiz mart ayında özellikle Şam’a bağlı güvenlik unsurlarının bazı birimlerinin Bölgedeki sivil Nusayri halka saldırıları Şara yönetimi tarafından da kabul edilmiş ve hatta saldırılarla ilgili soruşturma açılmıştı. Ancak bu adımlar güven bunalımını ortadan kaldırmadığı gibi, o bölgede faaliyet gösteren Esad rejimi kalıntılarına da provokasyon imkanları yaratıyor.

Son olarak 26 Aralık’ta Humus’ta Nusayri nüfusun yaşadığı bir mahalledeki ibadethaneye Deaş tarafından düzenlenen saldırı fay hattındaki o kırılmayı tetikledi. Suriye içişleri bakanlığı’na göre Bunu fırsat bilen Esad rejimi kalıntıları hemen harekete geçti.

Mevcut Suriye yönetimi’nin, Suriye’nin güneyinde İsrail ile işbirliği içine giren Dürzi toplumu lideri Hikmet el Hicri gibi tanımladığı, Suriye ve yurtdışındaki Nusayriler İslam konseyi başkanı Gazal el Gazal bu saldırı sonrası, Lazkiye-Tartus hattındaki vatandaşlara çağrıda bulunarak, “siyasi federasyon ve kendi kaderini tayin hakkı” talebiyle gösteriler düzenlemeye çağırdı.

Bölgedeki Sünniler de Şam yönetimine destek için sokağa çıkınca barut fıçısı yine patlama noktasına çıktı. Taraflar karşı karşıya geldi, olaylar çıktı, kan döküldü. Şam yönetiminin takviyeleriyle olaylar şimdilik yatışmış görünüyor.

Suriye’de yine kırılgan nokta güneydeki Süveyda, Dera ve Kuneytra hattı. Bu bölge yazdan bu yana Şam ile bölgedeki Dürziler arasında varılan anlaşmalarla şimdilik sakinleşse de her an yeni gerilim yaratma potansiyeli mevcut. Çünkü bölge aynı zamanda İsrail ordusu’nun da Suriye topraklarını işgal ederek girip faaliyet gösterdiği alan.

Bunlara ek olarak Suriye ile İsrail arasında özellikle bu bölge üzerinde bir anlaşmaya varmak üzere görüşmeler de sürüyor. En azından Şam yönetimin duyurusu bu şekilde.

Ve kanaatimce kırılganlığı artıran en önemli tehdit terör saldırıları, yani yeniden hortlayan Deaş.

Hemen hatırlatmakta fayda var. 2019 yılında Suriye’nin Deyr ez Zor eyaletinin Irak sınırı yakınındaki Bağuz köyünde Deaş’a yapılan ve günlerce süren operasyonun ardından köydeki son terörist öldürülmüştü. Bunu takiben dönemin ABD Başkanı olan Donald Trump bir komutan edasıyla kameraların karşısına geçerek zafer konuşması yapmış, terör örgütü Deaş’ın son bulduğunu açıklamıştı. Yine bunu takiben, aynı yıl içinde (2019) ABD düzenlediği özel operasyon ile İdlib’te Deaş’ın kurucu lideri Ebu Bekir Bağdadi’yi öldürdüğünü açıklamıştı.

Bunların ışığında özellikle de Esad rejiminin devrilmesinin ardından Deaş’ın Suriye’deki faaliyetlerinin arttığına dair bir çok haber çıkmaya başladı. İnsan bu noktada “hani Deaş bitirilmişti?” sorusunu sormadan edemiyor.

Deaş ile ilgili geçtiğimiz yıllardaki tecrübelerden de yola çıkarak bu terör örgütü, birilerinin isteğiyle “bitiyor”, yine birilerinin isteğiyle “hortluyor” gibi algılanıyor.  

Suriye’nin çok kırılgan ve zor bir süreçten geçerken Deaş’ın tekrar ortaya çıkması bu fay hatlarının kırılganlığını artırmaktan başka bir işe yaramıyor. Dolayısıyla Şam yönetimi ile SDG arasında uzlaşıya ne kadar kısa sürede varılırsa, Suriye’nin istikrara kavuşması çok daha ivmelenme kazanacak. Bu uzlaşı uzadıkça iç ve dış unsurlar Şara yönetiminin kucağına bir çok sorun bırakmaya devam edecek.  


DIŞGÜNDEM sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın