
Yazan: Enver Kaptanoğlu
1 HAFTADA DÜŞEN/DÜŞÜRÜLEN 3 İHA BİZE NE ANLATIYOR?
Manyas tarlasındaki paraşütlü İHA, İzmit’teki Orlan enkazı ve Çankırı hattında F-16’yla düşürülen kimliği belirsiz hedef… Bunlar “üç ayrı olay” değil; Karadeniz’de büyüyen elektronik savaşın ve büyük güç pazarlıklarının Türkiye’nin hava sahasına nasıl yansıdığını anlatan tek bir dosyanın üç sayfası. Tesadüf ihtimali olduğu kadar diplomatik mesaj olasılığı da var.

KRONOLOJİ:
📌 10 Aralık 2025: ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Türkiye’nin F-35 savaş uçağı programına geri dönebilmesi için Rus S-400 hava savunma sistemini kullanmaması ve sahip olmaması gerektiğini söyledi.
📌15 Aralık 2025: Türk Hava Kuvvetleri’ne ait F-16 savaş uçakları, Karadeniz’de kimliği belirsiz bir İHA’yı vurarak düşürdü. Düşürülen İHA, Karadeniz üzerinden Kastamonu hattını izleyerek ilerledi ve Çankırı-Elmadağ arasında düşürüldü.
📌17 Aralık 2025: ABD’li Bloomberg internet sitesi: Türkiye, yaklaşık on yıl önce Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerini iade etmeyi hedefliyor. Böyle bir hamle, Ankara’nın uzun zamandır aradığı Amerikan yapımı F-35 hayalet savaş uçaklarını satın almasına da olanak sağlayabilir. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta Türkmenistan’da Rus mevkidaşı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmede S-400 füzeleri konusunu gündeme getirdi.
📌19 Aralık 2025: Reuters, İzmit kırsalında bir tarlada Rus yapımı Orlan-10 bulunduğunu yazdı (Türkiye’de 24 saat içinde bulunan ikinci İHA vurgusuyla).
📌 20 Aralık 2025: Manyas’ta arazide bulunan İHA Ankara’ya incelemeye gönderildi. İHA’nın 10 Aralık’ta düştüğü belirtiliyor. Yine Rus yapımı Orlan-10 tipi İHA olabileceği iddialar arasında. Gövde bütünlüğü, vurularak düşürülme ihtimalini zayıflatıyor.
Şimdi kronolojiyi bildiğimize göre Manyas’taki vakadan başlayarak ne olduğunu anlamaya çalışabiliriz.
1. Orlan-10 ve “Zombi Uçuşu” İddiası
Orlan-10’lar gerçekten de yakıtı bittiğinde veya yönetildiği merkezden bağlantısı koptuğunda otomatik olarak paraşüt açacak şekilde tasarlandı. Gövdenin bütünlüğü, bunun bir “düşürülme” değil, bir “yakıt tükenmesi/sistem hatası” sonucu yumuşak iniş olduğunu iddiasında.
https://www.bbc.com/turkce/articles/clydpmmp142o
Navigasyon Hatası: Karadeniz’deki yoğun Elektronik Harp nedeniyle GPS sinyallerinin sapması literatürde bilinen bir gerçek. İHA’nın sadece “Inertial Navigation” (Atalet Seyrüsefer) dediğimiz kendi iç hesaplamalarına kalması ve ufak bir sapmayla Manyas’a kadar gelmesi teknik olarak mümkün.
2. “Radarlar Neden Görmedi?” Meselesi
Radarlar “Clutter” denilen (kuş sürüleri, bulutlar, hareketli araçlar) dağınıklığı ve kirliliği temizlemek için filtreler kullanır. Orlan-10 gibi Radar Kesit Alanı düşük ve yavaş araçlar, radar filtrelerine “gürültü” olarak takılıp sistem tarafından elenebilir yani görülmeyebilir.
Ayrıca radarlar doğrusal çalışır. Alçaktan uçan bir İHA, yer şekillerinin ve dünyanın kavisinin arkasına saklanabilir. Bu da onu radarın görme alanın dışındaki gölge alınında bırakır.
PEKİ ETKİLİ BİR HAVA SAVUNMA SİSTEMİ MESELA, S-400’LER AKTİF OLSA BU İHA’LAR ETKİSİZ HALE GETİRİLEBİLİR MİYDİ?
Cevap aslında kısa ve net: Hayır, S-400 bu tür küçük İHA’ları durdurmak için tasarlanmış bir sistem değildir ve bu olayda bir çözüm sunamazdı.
Hatta bir S-400 bataryasını Manyas’ın ortasına kursanız bile, o Orlan-10 yine o tarlaya düşerdi. Bunun nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:
1. “Sinek İçin Balyoz Kullanmak”
S-400, “Stratejik” bir sistem. Hedefleri devasa jetler, radara yakalanmayan hayalet uçaklar ve kıtalararası balistik füzeler.
Maliyet: S-400’ün tek bir füzesi yaklaşık 1-2 milyon dolar bandında.
Hedef: Manyas’a düşen Orlan-10’un maliyeti ise yaklaşık 87-120 bin dolardır.
*(savunma internet sitelerinden alınan rakamlardır)
Bir Orlan-10’u S-400 ile vurmaya çalışmak, mutfaktaki bir sineği balyozla öldürmeye çalışmaya benzer.
2. Radar ve Ufuk Çizgisi
S-400 radarları çok güçlüdür (600 km menzili vardır), ancak fizik kurallarını aşamazlar.
Dünya Yuvarlaktır, kavislidir. Radar sinyalleri düz gider. İHA yerin 100-200 metre üstünden geliyorsa, S-400 radarı o İHA’yı ancak kendisine çok yaklaştığında (ufuk çizgisinin üzerine çıktığında) görebilir.
Radar Körlüğü: S-400’ün devasa radarları, çok yavaş hareket eden ve küçük bir yansıma yüzeyine sahip olan kompozit bir İHA’yı “bulut” veya “kuş” sanıp filtreleyebilir.
3. S-400’ün “Minimum” Menzili
Hava savunma sistemlerinin sadece maksimum menzili değil, bir de minimum angajman menzili vardır. S-400 gibi devasa füzelerin havada süzülüp bir hedefe kitlenmesi için belli bir irtifa ve hıza çıkması gerekir. Çok alçaktan ve dibinden geçen bir “zombi” İHA, S-400’ün koruma kalkanının altından rahatça geçer.
Tam da bu günlerde, ABD’den gelen “S-400’den kurtulun, F-35’e dönün” çağrıları ile Bloomberg’in “Türkiye S-400’leri iade etmeyi tartışıyor” iddiası yan yana geldiğinde, resim daha da netleşiyor.
Kamuoyunda sıkça sorulan “S-400’lerimiz olsaydı bunlar olmazdı” argümanı ise ne yazık ki teknik bir yanılsamadan ibaret. Birincisi; Türkiye’nin elindeki S-400 sistemi bugün itibarıyla henüz aktif değil ve kullanılmamakta. İkincisi ve daha önemlisi; bu sistem aktif olsa dahi, milyon dolarlık bir S-400 füzesini 100 bin dolarlık bir “serseri” İHA’ya fırlatmak stratejik bir intihardır.
Özellikle Ukrayna-Rusya savaşı başladığından bu yana savunma analistleri şu noktalarda uyarılar yapıyor:
“Sürüklenen Tehdit”: Sadece İHA’lar değil, Karadeniz’de kopan mayınların İstanbul Boğazı’na gelmesi gibi, kontrolü kaybolan askeri araçların “akıntıya” veya “rüzgara” kapılıp gelmesi beklenen bir durum.
Düşük İrtifa Savunma Zafiyeti: Birçok askeri uzman, modern hava savunma sistemlerinin (Yüksek İrtifa) zirveye ulaştığını ancak “alçak ve yavaş” (Low & Slow) tehditlere karşı dünyanın her yerinde (ABD dahil) ciddi bir boşluk olduğunu belirtiyor.
Çelik Kubbe’nin Aciliyeti
Yaşanan bu “İHA yağmuru”, Türkiye’nin savunma sanayiinde neden vites artırması gerektiğini kanıtlıyor. Bizim ihtiyacımız olan şey sadece yüksek irtifa füzeleri değil; alçaktan sızan bu “zombileri” akıllı mühimmatla paralamak üzere kurgulanan “Çelik Kubbe” mimarisidir.
Bu projede S-400 gibi sistemler en üst katmanı (uzay sınırını) korurken, Manyas vakasındaki gibi tehditleri durdurmak için başka sistemler görevlendirilir:
İHTAR: İHA’ları elektronik olarak köreltir (frekansını keser).
KORKUT: Dakikada 1100 mermi atan ve “akıllı mühimmat” kullanan namlulu sistemdir. İHA’yı parçacık yağmuruna tutar.
GÖKER: Alçak irtifa savunması için özel tasarlanmış 35mm silahtır.
SUNGUR / HİSAR-A+: Daha kısa menzilli, hızlı reaksiyon veren füzelerdir.
Sonuç olarak, Kastamonu hattından girip Çankırı’ya, oradan Ankara’nın eşiğine kadar gelen tehdit, aslında bize bir mesaj veriyor. Bu olaylar silsilesi bir tesadüf mü, yoksa Rusya ile Batı arasındaki devasa satrançta Türkiye’nin hava sahası bir piyon olarak mı kullanılıyor?
Türkiye, S-400’lerin pasif bekleyişi ve F-35’lerin diplomatik sancısı arasında, kendi “katmanlı” cevabını sahaya sürmek zorunda.
Yorum bırakın