Dünyanın gündemi

UKRAYNA KARADENİZ’DEKİ SALDIRILARIN SONUCUNU İYİ HESAPLAYAMADI MI?

Ukrayna’da savaşı sona erdirmek üzere yapılan hem Kiev-Washington-Moskova arasındaki diplomasi trafiği ivmelenirken,, Ukrayna’nın geçtiğimiz hafta Karadeniz’de Rusya’nın “gölge filosu”nu hedef alan saldırıları, daha doğrusu saldırıların sonuçlarını doğru hesaplamamış olabileceğini ortaya koyuyor.

Şüphesiz, Kiev yönetimi, binlerce yaptırım altında Rus limanlarına ve limanlarından Petrol taşıyan bu hayalet gemileri Karadeniz’de hedef alarak, Kremlin’in savaş makinesine can suyu olan ekonomik kaleme darbe indirmeyi ve halihazırda devam eden müzakere/görüşme sürecinde Rusya’yı askeri olarak zayıf göstererek masadaki pozisyonunu yükseltmeyi amaçladı.

Peki gelinen noktada varmak istediği noktaya ulaştı mı?

Ukrayna’nın Karadeniz’deki bu hamlesiyle amacına ulaştığı pek söylenemez hatta hesap hatası Kiev’e çok daha pahalıya mal olabilir.

Öncelikle, bu saldırılara boğazlar ve deniz ticaretini riske atması nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan da tepki göstermiş ve “Karadeniz’deki deniz ticaretinin riske atılmasını maruz göremeyiz” diyerek Ukrayna’yı uyardı.

Ukrayna’nın bu adımı iyi ilişkilerinin bulunduğu Ankara’yı da kızdırmıştı.

Ancak Rusya’dan gelen tepkilere biraz daha kulak kabartmakta fayda var.

Kremlin çevresinden gelen açıklamalar, hem Karadeniz’e hem de Ukrayna’nın şu anda karadeniz’e açılan tek kapısı Odesa’ya dönük söylemlerin bilinçli olarak sertleştirildiğini gösteriyor.

3 Aralık’ta Rusya milletvekili Dmitri Pevtsov, Ukrayna’yı “sözde devlet” diye niteleyip savaşın büyük ihtimalle askeri yollarla çözüleceğini, böylece Rusların Odesa’daki “atalarının topraklarına” dönebileceğini söyledi. Ondan birkaç gün önce eski Başbakan Sergey Stepaşin, Odesa ve Mykolaiv’in “askeri değil, gönüllü yollarla” Rusya’ya katılmasını istediğini açıkça dile getirmişti. Bu iki çıkış da, tesadüf değil.

Bu açıklamaların arka planında, Putin’in Ukrayna’yı Karadeniz’den tamamen koparma tehdidi var. Rus lider, Ukrayna’nın denizdeki faaliyetlerini “korsanlık” olarak resmedip, “en radikal çözümün” Kiev’i denize çıkışı olmayan bir ülke haline getirmek olduğunu söyledi. Karadeniz’e dönük bu sert ton, Odesa ve Mykolaiv’i, Rus anlatısında adım adım “meşru hedef” haline getiriyor.

Aslında bu söylemler yeni değil. Putin, daha önce de Karadeniz bölgesinin tarihsel olarak Rusya’ya ait olduğunu, Odesa’nın bir “Rus şehri” olduğunu savunmuştu. Kremlin çevresi Odesa’yı “ataların toprağı” diye anarken, Nisan 2025’teki barış görüşmelerinin en kritik anında da aynı anlatı özel olarak öne çıkarılmıştı. Amaç, “Savaş uzarsa daha fazlasını da isterim” mesajını verip, Ukrayna ve Batı’yı bugünden daha sınırlı Rus taleplerine razı olmaya zorlamaktı.

Bugün Odesa söyleminin yeniden ısıtılması, Kremlin’in uzun vadeli bir zemin hazırladığını gösteriyor. Odesa ve Mykolaiv’e dair bu tarih ve kimlik vurguları, ileride atılabilecek adımları şimdiden meşrulaştırmak için kullanılıyor. “Rus şehri”, “ataların toprağı”, “Rus nüfusunu koruma” gibi kalıplar, olası yeni saldırıların bahanesini şimdiden inşa eden bir dil.

Bu çerçeve, Moskova’nın bilişsel savaş stratejisinin bir parçası. Rusya, savaşın askeri boyutunu, zihinleri hedef alan bir propaganda ve algı operasyonuyla birleştiriyor. Verilen mesaj şu: Rusya bu savaşı uzatmaya hazır, ekonomik ve siyasi baskıya rağmen geri adım atmayacak ve sonunda kazanan taraf olacak. Böylece hem Ukrayna toplumunda yorgunluk ve umutsuzluk, hem de Batı’da “nasıl olsa sonunda Moskova kazanacak” duygusu yaratılmaya çalışılıyor.

Diğer yandan sahadaki askeri tablo Kremlin söylemi kadar güçlü değil. Bağımsız askeri değerlendirmelere göre Rusya, şu anda Dnipro Nehri’ni geniş ölçekte geçip batıya doğru büyük bir taarruzla Odesa’ya ilerleyecek kapasitede değil. Nehir hattının batı yakası Ukrayna tarafından tahkim edilmiş durumda ve Odesa’ya uzanacak bir kara harekâtı lojistik, ikmal ve kayıp riski açısından son derece ağır olur. Rusya bu nedenle daha çok yıpratma, küçük kazanımlar ve uzun vadeli baskı üzerine kurulu bir strateji izliyor.

Kısacası, Ukrayna Rusya’nın savaş ekonomisine katkı sağlayan “gölge filosunu” hedef alarak Rus ekonomisine darbe indirmek ve masa da askeri olarak kendisini daha iyi bir pozisyona taşımak isterken,, Karadeniz’deki iyi ilişkilerini ve dahası Odesa şehrini ve Karadeniz kapısını riske atmış oldu.


DIŞGÜNDEM sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın