Dünyanın gündemi

PUTİN’İN ZİHNİNDE NE VAR? KREMLİNİN HESABI NE?

Moskova’daki son diplomasi trafiği, savaşın gidişatından çok, Vladimir Putin’in barışla ilgili ne tür bir strateji izlediğini gösteriyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner’la Kremlin’de yapılan beş saatlik görüşmenin ardından Putin’in danışmanı Yuri Uşakov’un mesajı netti: “Henüz bir uzlaşma bulunamadı.”

Bu, Rus liderin bugün için masadaki mevcut planlara yanaşmadığını gösteriyor.

Son haftalarda Rus medyasında Putin sık sık askeri kıyafetle, cephe haritalarının başında, “kazanımları” anlatırken gösteriliyor. Ukrayna ve uluslararası gözlemciler bu başarıların bir kısmını tartışmalı bulsa da, Putin’in vermek istediği mesaj açık: İnisiyatif bizde ve geri adım zamanı değil.

Kremlin, hem Batı’ya hem içeriye “yoldan dönmeyeceğim” mesajı veriyor.

Savaşın ilk yıllarında ABD ve NATO desteği, Ukrayna’ya sahada beklenmedik başarılar getirmişti. Bugünse Trump yönetimi, bu savaşı “kendi savaşı” olarak görmediğini açıkça söylüyor; maliyeti sorguluyor ve “bitirme” arzusunu öne çıkarıyor.

Moskova’dan bakıldığında bu, dünyanın en büyük askeri gücünün bıkkınlığı ve dağınıklığı olarak okunuyor. Putin açısından bu süreç, ABD’nin barış için Rusya’dan adeta ricacı olduğu tarihi bir fırsat gibi görünüyor.

Uşakov’un 27 maddelik plan ve dört ek belgeden söz etmesi, Zelenski’nin bahsettiği 20 maddelik çerçevenin ötesinde “bilinmeyen” unsurlar olduğu imasını da taşıyor. Bu da Kiev’i süreç üzerinde tam kontrol sahibi değilmiş gibi gösteren, hedefi biraz da Ukrayna iç siyaseti olan bir hamle.

Ukrayna tarafında tablo ağır: cephe kayıpları, enerji altyapısına saldırılar, siyasi tartışmalar ve Batı’dan gelen dalgalı mesajlar, Kiev’in yükünü artırıyor. Trump’ın bir gün sert yaptırımlardan, ertesi gün Moskova’nın söylemine yakın ifadelerden bahsetmesi; asıl baskının kimi zaman müttefiklere ve Zelenski’ye yönelmesi, Ukrayna’da moralin bozuyor.

Putin ise içeride seçim baskısı, güçlü bir kurumsal muhalefet ya da bağımsız yargı denetimi olmadan, tüm sistemi savaş ekonomisine göre yeniden ayarlamış durumda. Uzayan savaş, Kremlin için risk kadar iktidarı sıkılaştıran bir araç olarak da görülüyor.

Rus ekonomisi yaptırımlar ve savaş harcamaları nedeniyle zorlanıyor; enerji gelirleri düşüyor, bütçe açığı büyüyor. Putin, üretimdeki “dengesizliklerden” bizzat söz ediyor. Buna rağmen bugün itibarıyla Moskova, “özel askeri operasyonu” finanse edebiliyor ve sivil alanlardaki baskıyı şimdilik geleceğe itiyor.

Trump yönetiminin planında Moskova’ya göre “kabul edilebilir” unsurlar da var, sert reddedilen maddeler de. Kulislerde, Kiev’in toprak meselesinde bazı “takas” senaryolarını en azından teorik düzeyde tartıştığı iddiaları dolaşıyor; ancak olası tavizlerin içeriği Zelenski’yi iç politikada bağlamamak için sıkı şekilde saklanıyor.

Putin ise, önüne konan taslakları dinleyip henüz kendi çıtasına ulaşmadığı gerekçesiyle kenara koyma lüksüne sahip. Witkoff ve Kushner’ın getirdiği herhangi bir teklif, şu aşamada savaşı bitirecek kadar cazip görünmüyor.

Çünkü Kremlin için bugün savaş, iki alanda kazanç sağlıyor:

  • Cephede yavaş ama kendi anlatısına göre ilerleyen bir askeri tablo,
  • Batı’da yorgunluk ve bölünmeleri derinleştiren sürekli baskı.

Gelinen noktada Moskova’daki son görüşmeler, savaşın kısa vadede biteceğine dair bir umut üretmekten çok uzak. Ortaya çıkan tablo, Putin’in barıştan çok süreci lehine kullanmaya odaklandığını gösteriyor.

Trump, hızlı bir “kendi barış anlaşmasını” tarihe yazmak istiyor; Avrupa başkentleri, kendi seçim takvimleri ve Rus tehdidiyle boğuşurken Ukrayna dosyasını taşımaya çalışıyor; Zelenski ise cephe, ekonomi ve iç siyaset üçgeninde sıkışmış durumda.

Bu resmin ortasında Putin, kapısından girip çıkan elçileri dinleyen, planları not alıp geri gönderen taraf. Onun için bugün, yavaş ilerleyen bir savaş ve Batı’daki bıkkınlığın birikmesi, masadaki çoğu kâğıttan daha değerli.


DIŞGÜNDEM sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın