
Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias geçtiğimiz hafta, Ege Denizi’ndeki savunma doktrinlerinde “kökten değişiklik” yapacaklarını açıklayarak, Atina’nın yeni dönem stratejisini açık bir cümleyle özetledi: “Ege’yi füzelerle karadan kilitleyeceğiz.”
Dendias’ın tarif ettiği yeni doktrin, bugüne kadar büyük ölçüde deniz unsurlarına dayanan Ege savunmasını, adalara yerleştirilecek seyyar füze bataryalarıyla kara ağırlıklı bir yapıya dönüştürmeyi hedefliyor. Buna göre, Ege’deki adalara mobil füze sistemleri konuşlandırılacak, savunma hattı deniz yerine adalar ekseninde, kara konuşlu unsurlar üzerinden kurulacak. Bu model, askeri literatürde “alan kapatma” (A2/AD) olarak bilinen ve belirli bir bölgeyi düşman unsurlara fiilen kapatmayı amaçlayan stratejiye dayanıyor.
Dendias, bu sayede bölgenin güvenliğinin sadece donanma gemilerine bırakılmayacağını, kara unsurlarıyla desteklenen bir füze kalkanının oluşturulacağını vurguluyor. Yunan tarafının anlatısına göre bu yeni mimari, donanmanın “dar bir denize hapsolmasını” engelleyecek; gemiler, adalardan sağlanacak füze şemsiyesi altında daha geniş alanlarda daha esnek hareket edebilecek.
Dendias’ın bu açıklamalarından bir kaç gün sonra Yunan basını Ege’de adalara konuşlandırılacak hava savunma sistemlerini haberleştirdi. Bu doktrin değişikliğinin somut ayağını ise İsrail yapımı PULS çoklu roketatar sistemleri oluşturuyor. Yunan basınında yer alan haberlere göre Atina, İsrail’den 36 PULS sistemi tedarik edilmesini öngören yaklaşık 692 milyon euroluk bir programı Meclis’in Savunma ve Silahlanma Komisyonu’na sunmaya hazırlanıyor. Proje, kara kuvvetlerinin son yıllardaki en kapsamlı modernizasyon adımlarından biri olarak tanımlanıyor.
Planlanan yapı şöyle özetleniyor:
- Sistemin ana görevlerinden biri, kritik altyapı ve stratejik hedefler için bir “füze kalkanı” oluşturmak. Hedef seti içinde hava üsleri, radar istasyonları, enerji hatları ve tesisleri, lojistik merkezler, köprüler ve diğer kilit noktalar yer alıyor.
- PULS bataryalarının önemli bir bölümü, Ege adaları ve On İki Ada çevresine, bir kısmı da Meriç Nehri hattına konuşlandırılacak. Böylece hem kara sınırı hem de Yunanistan’ın doğu kıyıları ve adalar zinciri, uzun menzilli roket ve taktik balistik füzelerle desteklenmiş olacak.
- Sistem farklı menzillerde mühimmat kullanabiliyor: ACCULAR ile yaklaşık 40 km, EXTRA ile 150 km, Predator Hawk ER ile 300 km’nin üzerinde menzil imkânı sağlanıyor. Bu da Ege’nin büyük bölümünü kara konuşlu bataryalarla kapsama iddiasını güçlendiriyor.
- Yeni komuta-kontrol altyapısıyla, PULS sistemlerinin Yunan Hava Kuvvetleri’nin F-16’ları ve ileride envantere girmesi planlanan F-35’lerle entegre çalışması hedefleniyor.
Anlaşmanın yaklaşık yüzde 30’luk kısmının Yunan savunma sanayii tarafından karşılanması, bazı parçaların Yunanistan’da üretilmesi ve İsrailli uzmanların Yunan teknisyenlere eğitim vermesi öngörülüyor. Böylece yalnızca bir tedarik değil, belli ölçüde teknoloji transferi ve bakım/lojistik altyapısının da ülke içinde kurulması amaçlanıyor.
PULS projesi, kara kuvvetlerinin son on yıllardaki en büyük yatırımlarından biri olarak öne çıkarken, Atina bununla yetinmeyi de düşünmüyor. Yunanistan’ın elindeki mevcut M270 çok namlulu roketatar sistemlerini M270A2 standardına yükseltme ve belirli sayıda HIMARS tedarik etme senaryoları da gündemde. Özellikle ABD’den 500 km menzilli PrSM füzeleri konusunda verilebilecek taahhütlerin, nihai karar sürecinde etkili olacağı belirtiliyor.
Finansman tarafında ise Avrupa Birliği’nin SAFE mekanizmasıyla sağlanacak düşük faizli kredilerin devreye sokulması planlanıyor. Bu çerçevede, PULS sistemlerinin entegre edileceği IVECO 6×6 araçların alımı da aynı paket içinde ele alınıyor.
Özetle Atina, Ege’de alışıldık “donanma merkezli denge” algısını değiştirecek bir savunma mimarisine geçiş yapıyor. Adalara yerleştirilecek seyyar füze bataryalarıyla Ege’yi kara konuşlu sistemler üzerinden “kilitlemeyi”, aynı zamanda modern roket-topçu unsurlarını doğu sınır hattı boyunca yaygınlaştırmayı hedefliyor. Bu da hem Türkiye-Yunanistan hattındaki askeri denklemi, hem de Ege’deki güvenlik tartışmalarını önümüzdeki dönemde yeni bir boyuta taşıyacak gibi görünüyor.
Yorum bırakın