Dünyanın gündemi

TRUMP’IN 28 MADDELİK UKRAYNA BARIŞ PLANI DEĞİŞİYOR

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski, Rusya ile savaşı sona erdirmeyi hedefleyen ve uzun süredir tartışma yaratan 28 maddelik barış planında yapılan değişiklikleri “memnuniyetle” karşıladığını açıkladı. Ancak Kiev, planın hâlâ en kritik başlıklarda netlik kazanmadığını vurgulayarak temkinli bir çizgi izliyor.

Zelenski, Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, revize edilen metne atıfla, “Şimdi savaşı sona erdirmek için gerekli adımlar gerçekleşebilir hale geldi. Bu çerçeveye çok sayıda doğru unsur eklendi” dedi. Ukrayna lideri, yeni versiyonu “kesinlikle doğru bir yaklaşım” olarak tanımlarken, “en hassas” konuları ABD Başkanı Donald Trump’la doğrudan ele alacağını, ancak bu görüşmenin takviminin belli olmadığını söyledi.


Tepki çeken ilk taslak

Barış planının ilk taslağı, geçen ay ABD ve Rusya kanalları üzerinden hazırlanmış, 28 maddeden oluşan belge Ukraynalı bir muhalif siyasetçi tarafından basına sızdırılmış ve bir Beyaz Saray yetkilisi tarafından doğrulanmıştı.

İlk metin, Ukrayna açısından “Rusya’ya fazla yakın” ve “saldırganlığı ödüllendiren” bir çerçeve olarak görülmüştü. Taslak kabaca şu unsurları içeriyordu:

  • Tarafların kabulüyle derhal ateşkes,
  • Ukrayna’nın işgal edilmemiş bazı bölgeleri de dahil olmak üzere belirli toprakları Rusya’ya devretmesi, Rusya’nın elindeki Kırım ile Donetsk ve Luhansk’ın büyük kısmını koruması ve bu alanların fiilen Rus toprağı olarak tanınması,
  • Kiev’in anayasasındaki NATO’ya katılma hedefinden vazgeçmesi,
  • Ukrayna ordusuna 600 bin askerlik üst sınır,
  • Rusya’nın yeniden saldırması halinde güçlü bir askeri karşılık ve yaptırım taahhüdü,
  • 100 gün içinde seçim yapılması,
  • Dondurulmuş Rus varlıklarından yaklaşık 100 milyar doların Ukrayna’ya aktarılmasını da içeren bir ekonomik paket.

Kiev, bu şartların kabul edilmesi halinde Rusya’nın zorla aldığı toprakların fiilen ödüllendirileceğini, bunun da uluslararası sisteme “tehlikeli bir örnek” sunacağını savunuyor.


Cenevre’de daralan plan: 28 maddeden 19 maddeye

Taslağın sızmasının ardından ABD, Ukrayna ve Avrupa’dan üst düzey yetkililer, geçtiğimiz günlerde İsviçre’nin Cenevre kentinde bir araya geldi. Rus temsilciler görüşmelere katılmadı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Zelenskiy’nin ekibinin başındaki Andriy Yermak’ın yürüttüğü müzakerelerde, planın özellikle toprak ve güvenlik garantileriyle ilgili bölümleri yeniden ele alındı. Ukrayna Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergiy Kislista, görüşmeler sonrası planın artık 19 maddeden oluştuğunu ve en hassas noktaların –toprak düzenlemeleri ve güvenlik mimarisi– liderler düzeyinde karara bağlanmak üzere “paranteze alındığını” aktardı.

Bu süreçte İngiltere, Fransa ve Almanya öncülüğünde Avrupalı müttefikler de devreye girerek orijinal metne itirazlarını içeren bir karşı taslak hazırladı. Yeni çerçevede:

  • Rusya’nın savaşla ele geçirdiği toprakların tanınmasına açık bir şekilde karşı çıkılıyor,
  • Ukrayna ordusunun büyütülmesine kapı aralanıyor,
  • Kiev’in NATO’ya katılımı konusunda “kesin ret” yerine, ileride değerlendirilmek üzere “açık kapı” bırakılıyor.

Zelenskiy’nin ekibine göre bu haliyle plan, ilk versiyona kıyasla “daha gerçekçi” ancak hâlâ tamamlanmış olmaktan uzak.


Washington ve Avrupa: Savunma, destek ve kırmızı çizgiler

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Trump yönetimine yönelik “Kremlin yanlısı barış planı” eleştirilerini reddederek, ABD’nin “savaşı bitirmek için her iki tarafla da eşit mesafede temas halinde olduğunu” savundu. Cenevre görüşmelerine başkanlık eden Rubio, süreci “şimdiye kadarki en verimli ve anlamlı toplantı” sözleriyle tanımladı.

Trump ise son tur müzakereler öncesinde Ukrayna liderliğini “çabalara karşı sıfır minnet göstermekle” suçlamış, ardından kendi sosyal medya platformu üzerinden “barış görüşmelerinde büyük ilerleme kaydediliyor olabilir” diyerek daha olumlu bir ton kullanmıştı.

Avrupa cephesinde, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Cenevre’de ortaya çıkan “gözden geçirilmiş barış çerçevesini” ileriye dönük “sağlam bir temel” olarak niteledi ancak Ukrayna’nın toprak bütünlüğü ve egemen karar hakkının vazgeçilmez olduğunu vurguladı. Almanya Başbakanı Friedrich Merz, “bir sonraki adımın Rusya’nın masaya gelmesi” olduğunu söylerken, Polonya Başbakanı Donald Tusk, olası bir anlaşmanın “saldırganı güçlendirmemesi ve Avrupa güvenliğini zayıflatmaması” gerektiğini ifade etti. İngiltere Başbakanı Keir Starmer ise Ukrayna’yı destekleyen ülkelerin oluşturduğu “istekliler koalisyonu”nun bu hafta çevrim içi bir toplantıyla süreci değerlendireceğini açıkladı.


Moskova’dan sert karşılık, Ankara’dan arabuluculuk sinyali

Kremlin, ilk versiyonuyla kendisine önemli avantajlar sağlayan planın Avrupalılar tarafından yumuşatılmasından rahatsız. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in dış politika danışmanı Yuri Uşakov, son taslağın “yeniden çalışılması gereken” bir belge olduğunu belirterek, bazı unsurların kabul edilebilir olduğunu, ancak diğerlerinin detaylı müzakere gerektirdiğini söyledi. Uşakov, Avrupalıların karşı planını ise “tam anlamıyla yapıcı olmayan ve Rusya’nın çıkarına hizmet etmeyen bir metin” olarak niteledi.

Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la yaptığı telefon görüşmesinde, ABD’nin Ukrayna önerisinin “barış anlaşmasının temeli” olabileceğini dile getirdi ve Rusya’nın siyasi-diplomatik çözüm taahhüdünü yineledi. Erdoğan ise Türkiye’nin süreci desteklemeye hazır olduğunu ve olası müzakerelere İstanbul’un ev sahipliği yapabileceğini ifade etti.


Sahada savaş, masada düğüm

Saha gerçekliği, masadaki diplomasinin ne kadar kırılgan olduğunu hatırlatıyor. Rusya, Ukrayna topraklarının yaklaşık beşte birini kontrol etmeyi sürdürürken, kış yaklaşırken ülkenin enerji altyapısına yönelik füze ve İHA saldırılarını sıklaştırıyor. Kiev’de ise savaşın yıpratıcı etkilerinin yanı sıra yolsuzluk skandalları sonrası iki bakanın görevden alınması, Zelenski yönetimini iç siyasette de zor durumda bırakıyor.

Taraflar arasındaki temel ayrım, Ukrayna’nın toprak bütünlüğü etrafında yoğunlaşıyor. Kiev, Moskova’nın saldırganlığı karşılığında zorla ele geçirdiği bölgelerle ödüllendirilmesinin “tehlikeli bir emsal” yaratacağı uyarısını yinelerken; Kremlin, 2014’te ilhak ettiği Kırım’ı ve 2022’de ilhak ettiğini ilan ettiği dört bölgeyi Rusya’nın ayrılmaz parçası olarak tanımlamaktan vazgeçmiyor.

Bu tablo, 28 maddelik planın 19 maddeye inmesinin ve dilinin yumuşamasının önemli bir eşik olduğunu gösterse de, toprak statüsü ve güvenlik garantileri gibi en kritik dosyaların hâlâ açılmamış zarf olarak masanın üzerinde durduğuna işaret ediyor.

Önümüzdeki dönemde Zelenski ile Trump arasında olası bir Beyaz Saray görüşmesinin netleşmesi ve Rusya’nın resmen müzakere sürecine dahil edilip edilmeyeceği, Ukrayna barış planının hangi yönde evrileceğini büyük ölçüde belirleyecek. Ancak hem Kiev’den hem Avrupa başkentlerinden gelen mesajlar, “adil ve kalıcı” bir barış için hâlâ uzun ve zor bir yol olduğuna işaret ediyor.


DIŞGÜNDEM sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın