
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) ABD tarafından hazırlanan Gazze planını onaylaması, bölge siyaseti açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. 17 Kasım 2025 tarihli bu karar, Gazze’de savaş sonrası düzenin nasıl kurulacağına ilişkin tartışmalara yeni bir çerçeve kazandırdı. Onayın en temel anlamı, ABD’nin hazırladığı planın artık yalnızca Washington’ın değil, uluslararası toplumun da belirli ölçüde onay verdiği bir zemin üzerinde ilerleyecek olmasıdır.
Planın özü, Gazze’de güvenliği sağlamak ve yönetimi geçici bir düzenlemeyle yeniden inşa etmek amacıyla uluslararası bir “istikrar gücü” yerleştirilmesini içeriyor. Bu güç, geçiş dönemi boyunca güvenlikten altyapıya kadar pek çok alanda sorumluluk üstlenecek. ABD’nin BMGK’ya sunduğu belgelerde, geçici yönetim mekanizmasının Gazze’deki silahlı grupların etkisinin azaltılması ve bölgenin yeniden yapılandırılması için gerekli görüldüğü belirtiliyor. Kararda, geçiş döneminin sonunda bağımsız bir Filistin devletine giden bir yolun “ihtimal dâhilinde” olduğu da ifade ediliyor.
Bu kararın hukuki önemi, BMGK’nın böyle bir planı uluslararası meşruiyetle desteklemiş olmasıdır. Her ne kadar karar bağlayıcı yönleri sınırlı olsa da, uluslararası bir çerçevenin onaylanmış olması uygulamayı daha güçlü kılıyor. Ancak bu durum, planın uygulanabilirliği konusunda tüm belirsizlikleri ortadan kaldırmış değil. Gazze’nin yönetimini üstlenecek geçici yapının kimlerden oluşacağı, yerel halk tarafından nasıl karşılanacağı, İsrail’in bu süreçte üstleneceği rol ve bölgedeki silahlı grupların tutumu hâlâ soru işareti.

Pratikte en büyük zorluk, silahsızlandırma meselesi olarak öne çıkıyor. Hamas ve diğer silahlı yapıların dış müdahale ile dizginlenmesi ya da tamamen devre dışı bırakılması oldukça güç görünüyor. Bu noktada, uluslararası güçlerin Gazze’de ne kadar etkili olabileceği, yerel meşruiyet kazanıp kazanamayacakları ve güvenlik risklerini nasıl yönetecekleri kritik önem taşıyor. Bir diğer önemli konu ise geçici yönetimin nasıl bir idari model izleyeceği. Bu yapının Filistin halkının iradesini ne kadar yansıtabileceği ve Filistin Yönetimi ile ilişkisi, geçiş sürecinin kaderini belirleyecek.
Sonuç olarak, ABD’nin Gazze planının BMGK’da onaylanması, savaş sonrası dönemde bölgenin nasıl şekilleneceğine dair uluslararası bir niyet beyanı niteliği taşıyor. Ancak bu bir yol haritasından ziyade, üzerinde uzlaşılmış bir başlangıç noktası olarak görülmelidir. Başarının ölçüsü, uluslararası güçlerin sahada ne kadar hızlı ve etkili hareket edebileceğine, geçici yönetim yapısının yerel halkla nasıl bir ilişki kuracağına ve İsrail ile Filistin taraflarının bu yeni denkleme nasıl tepki vereceğine bağlı olacaktır. Eğer süreç, bölgesel hassasiyetleri gözetmeden yürütülürse, kağıt üzerinde vaat edilen istikrarın sahada tam tersi sonuçlar doğurması ihtimali her zaman mevcut.
Yorum bırakın