
Suriye’nin geçiş dönemi devlet başkanı Ahmed el-Şara’nın, ABD Başkanı Donald Trump ile Pazartesi günü Beyaz Saray’da gerçekleştireceği görüşme, Orta Doğu jeopolitiğinin son dönemdeki en kritik gelişmelerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Bu buluşma, Aralık 2024’te Beşar Esad’ın devrilmesiyle sonlanan 13 yıllık iç savaşın ardından Suriye’nin uluslararası arenaya yeniden entegrasyonunu simgeleyen bir adım niteliğinde.
Şara’nın liderliğindeki muhalif güçlerin zaferi, bölgedeki güç dengelerini kökten değiştirirken, bu görüşme de Ortadoğu’nun önümüzdeki yıllardaki dengeleri açısından değenledirmeyealınacak bir önem arz ediyor.
Bu etkileşim yalnızca ikili ilişkilerin normalleşmesini değil, aynı zamanda bölgesel istikrar ve ekonomik yeniden yapılanma gibi çok katmanlı dinamikleri de içeriyor. Şara’nın siyasi yolculuğu, radikal kökenlerden pragmatik bir liderliğe evrilen bir süreci temsil ediyor. Hayat Tahrir el-Şam (HTS) örgütünün lideri olarak bilinen Şara, örgütün El Kaide ile bağlarını 2016’da koparmasının ardından, Suriye muhalefetinin askeri ve siyasi öncüsü haline geldi. HTS’nin Temmuz ayında ABD tarafından yabancı terör örgütleri listesinden çıkarılması, bu dönüşümün uluslararası kabulünün bir yansıması oldu. Benzer şekilde, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) ABD öncülüğündeki bir kararnameyle Şara ve Suriye İçişleri Bakanı Anas Hattab’a yönelik yaptırımları kaldırması, “yeni bir dönem” olarak nitelendirilen bu geçiş sürecine güçlü bir siyasi sinyal vermekte.
ABD’nin BM Büyükelçisi Mike Waltz’ın ifadesiyle, bu karar Suriye’nin Esad sonrası dönemde uluslararası toplumla entegrasyonunu teşvik etmekte ve Şara’nın “barışa doğru ilerleme” kaydettiği yönündeki algıyı pekiştirtiriyor.
Trump ve Şara arasındaki ilişki, geçtiğimiz Mayıs ayında Riyad’da gerçekleşen ilk buluşmayla başlamış ve bu görüşmede Trump, Şara’yı “sert bir adam” ve “güçlü bir geçmişe sahip” biri olarak tanımlamıştır.

Riyad zirvesi, Trump’ın Orta Doğu turunun bir parçası olarak, Suudi Arabistan’ın da Suriye’nin yeniden yapılandırılmasındaki rolünü öne çıkarmıştı. Trump’ın Şara’ya yaklaşımı ABD’nin Suriye’de istikrarı önceliklendirdiğini işaret ederken, Şara’nın İslamcı kökleri nedeniyle eleştirilere yol açtı.
Eylül ayında Şara’nın New York’taki BM Genel Kurulu’nda konuşması, neredeyse 60 yıl aradan sonra bir Suriye liderinin bu platformda yer alması bakımından tarihsel bir öneme sahip.

Konuşmasında Suriye’nin “dünya ulusları arasındaki yerini yeniden kazandığını” vurgulayan Şara, Gazze halkıyla dayanışma ifadeleriyle Filistin meselesini gündeme getirmiş, bu da onun Orta Doğu’daki anti-İsrail söylemini koruduğunu gösterdi. Bu konuşma Şara’nın iç ve dış politika dengesini kurma çabasını yansıtmakta; bir yandan İslamcı tabanını memnun ederken, diğer yandan Batı’yla diyalog kapılarını açık tutmakta.
Pazartesi günkü Beyaz Saray görüşmesi, bu arka planın ışığında, birkaç kritik boyutu barındırmaktadır. Öncelikle, yaptırımların kaldırılmasıyla Şara’nın uluslararası meşruiyeti artmış olup, bu ABD’nin Suriye’ye yönelik ekonomik yardımlar ve yeniden inşa projeleri için zemin hazırlayabilir. Ancak, HTS’nin geçmiş bağları göz önünde bulundurulduğunda, bu normalleşme süreci terörle mücadele politikalarında çelişkiler doğurabilir. Trump yönetiminin pragmatik yaklaşımı, Obama ve Biden dönemlerindeki ideolojik katılığı aşmakta; fakat bu, insan hakları ve demokrasi standartları açısından eleştirilere maruz kalıyor. Bölgesel olarak, görüşme İran ve Rusya’nın Suriye’deki nüfuzunu sınırlama potansiyeli taşırken, zira Şara’nın Esad karşıtı zaferi bu aktörlerin geri çekilmesini hızlandırmıştı.
Öte yandan, İsrail ve Türkiye gibi komşu ülkelerin tutumları, bu diyalogun başarısını belirleyecek unsurlar. Özellikle, Suriye ile İsrail arasında devam eden müzakereler, görüşmenin ana gündem maddelerinden biri olarak öne çıkıyor; burada ABD’nin arabuluculuğunda bir güvenlik anlaşması hedeflenmekte, bu kapsamda İsrail’in hava saldırılarını durdurması ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne yönelik taahhütler yer almaktadır.
Suriye Dışişleri Bakanlığı yalandı ancak ABD’nin Şam’de bir üsse asker konuşlandırma planları, bu anlaşmanın uygulanmasını gözetleme amacıyla bağlantılı olduğunu söylense de, bölgedeki güç dengeleri açısından soru işaretlerini bareberinde getiriyor.
Pazartesi günü gerçekleşecek Trump-Şara görüşmesi, Suriye için savaş sonrası dönemindeki kırılgan dengeler açısından bir fırsat.
Bu buluşma, kısa vadede diplomatik kazanımlar sağlasa da, uzun vadeli istikrar için Şara’nın iç reformlar ve çoğulcu bir yönetim anlayışını benimsemesini de beraberinde getiriyor.
Orta Doğu’nun karmaşık jeopolitiğinde, Şara şu ana kadar olan bölümde dengeler içinde kendine yer buldu. Bu tarz dünya gündemini de yakından ilgilendiren liderlerle görüşmeleri de bu dengeler yumağındaki kalıcılığını belirleyen faktör arasında olacak.
Yorum bırakın