Dünyanın gündemi

NUBIA’NIN (BUGÜNKÜ SUDAN) KANLI ALTINLARI

Nil’in batısında, kavurucu rüzgârların taşları bile parçaladığı Nubia (bugünkü Sudan) çöllerinde, bir zamanlar tanrıların metaline dokunan eller çalışırdı. Efsanelere göre firavunlar, güneşin altında parlayan bu sarı taşların içinden ölümsüzlük arardı. Bu topraklarda kazılan her damla altın, hem Tanrılar adına yapılan tapınakları hem de Mısır’ın kudretini beslerdi. Ancak aynı altın, binlerce yıl boyunca kanla karıştı — ve o kan, çölün kumuna sinip kaldı.

Bugün, aynı topraklarda yine kazmalar vuruluyor. Yalnız bu kez işçiler, firavunlara değil, savaş ağalarına çalışıyor. Nubia’nın kutsal metalleri artık bir uygarlığı değil, bir iç savaşı finanse ediyor. Firavunların servetini birleştiren damarlar, şimdi Sudan’ı parçalayan çatlaklara dönüşmüş durumda.

Sudan, Afrika kıtasının en geniş yüzölçümüne sahip ülkelerinden biri olmasının ötesinde, jeolojik anlamda da son derece zengin bir coğrafya. Ülkenin kuzeydoğusunda uzanan Arap-Nubya Kalkanı, tarih boyunca hem Mısır uygarlıklarına hem de modern çağın madencilik şirketlerine cazip gelen bir bölge oldu. Bugün ise bu toprakların altında yatan servet, ülkeyi paramparça eden bir iç savaşın merkezinde yer alıyor.

15 Nisan 2023’te Sudan ordusu (SAF) ile paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasında başlayan çatışmalar, kısa sürede ülkeyi siyasi, ekonomik ve insani bir felakete sürükledi. Ancak savaşın görünmeyen tarafında, bu iki gücün kontrol altına almak istediği bir başka cephe daha var: altın madenleri.

ALTIN VE SAVAŞ: SUDAN’IN KANLI EKONOMİSİ VE BÖLGESEL ÇATIŞMA EKOSİSTEMİ

Sudan, Afrika kıtasının en büyük altın üreticilerinden biri. Ancak bu zenginlik, ülkenin kaderini aydınlatmak yerine kararttı. 2023’te Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF) ile Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasında patlak veren iç savaş, yalnızca iktidar mücadelesi değil, aynı zamanda altın ticaretinin merkezinde dönen bir ekonomik savaş olarak şekillendi. Devlet kurumlarının çökmesiyle birlikte ülke, hızla “savaş ekonomisi”ne dönüştü — bu ekonomi, altın, petrol, zamk (gum arabic), susam ve hayvancılık gibi malların parçalanmış bir coğrafyada farklı silahlı aktörler tarafından kontrol edilmesine dayanıyor.

Mavi Bölge – Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF)

Kırmızı Bölge – Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF)

Sudan bütün dünyanın gündemine, RSF militanlarının bir kısmı Sudan Silahlı Kuvvetleri’nin elinde bulunan El Feşir şehrine saldırdı. RSF şehrin merkezini katliam yaparak aldı.sadece bir Hastanedeki 460 kişinin tamamını öldürdü. Şehirde ölü sayısının binleri bulduğu belirtiliyor.

Altın, çatışmanın kalbi

Altın, Sudan’daki savaşın hem finansal hem de jeopolitik damarını oluşturuyor. Ülkenin doğusundan Darfur’a, Güney Kordofan’dan Nil eyaletine kadar uzanan maden yatakları, hem SAF hem RSF için hayati gelir kaynağı.

Özellikle el işçiliğine dayalı altın madenciliği sistemi, düşük maliyetli üretim yapısı ve kolay taşınabilirliği sayesinde, savaş ortamında altının hızla nakde dönüştürülmesini sağlıyor.

Bu sistem, devletin denetiminden büyük ölçüde kopmuş durumda. Kaçak yollarla çıkarılan altın, Sudan’dan komşu ülkelere — Çad, Güney Sudan, Mısır, Eritre ve Libya — taşınıyor. Oradan da Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) ulaşıyor. Bu rotalar, yalnızca ticaret yolları değil; aynı zamanda bir “bölgesel çatışma ekosistemi”nin damarları hâline gelmiş durumda.

“İçeriden dışarıya”

Savaşın ilerlemesiyle birlikte Sudan’ın altın sektörü, ülke sınırlarını aşan bir ekonomik ağın parçası oldu. RSF tarafından kontrol edilen Darfur ve Kordofan bölgelerinde çıkarılan altın, genellikle BAE’ye giden yasadışı rotalar üzerinden Çad, Güney Sudan veya Mısır’a ulaşıyor. RSF, özellikle Güney Sudan üzerinden yapılan kaçak sevkiyatlarda bölgesel ilişkilerini ustaca kullanıyor; ülke, kendi ekonomik kırılganlığı nedeniyle bu geçişlere çoğu zaman sessiz kalıyor.

Libya hattı ise farklı bir tablo sunuyor: burada RSF ve SAF, yakıt kaçakçılığının yanı sıra altın ticaretinden de pay alabilmek için yerel milislerle karmaşık ilişkiler kuruyor. 2024 itibarıyla sınırın kontrolü çoğunlukla SAF’a geçmiş olsa da, hem altın hem yakıt akışı devam ediyor. Bu akış, savaşın iki tarafına da oksijen sağlamaya devam ediyor.

Sudanlı madenciler, mühendisler ve tüccarlar, savaş nedeniyle yerlerinden edilmiş durumda. Ancak birçoğu, sınır ötesine geçerek Çad, Güney Sudan ve Mısır’da bilgi ve emeklerini “ihraç” ediyor. Bu da Sudan’daki çatışmanın yalnızca silahlı değil, ekonomik bir göç dalgası yarattığını gösteriyor.

Bölgesel güçlerin altın politikaları

Sudan’daki savaş, yalnızca yerel bir iç savaş değil, aynı zamanda dış aktörlerin ekonomik ve stratejik rekabetinin bir uzantısı. Bu aktörler arasında Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suudi Arabistan, Katar, Türkiye ve hatta İran yer alıyor.

Mısır, tarihsel olarak SAF’ın en güçlü destekçisi. General Abdülfettah el-Burhan yönetimindeki SAF, Kahire’den hem siyasi hem askeri destek alıyor. Mısır’ın bu ilgisi, yalnızca güvenlik kaygılarından değil, aynı zamanda ekonomik zorunluluklardan da kaynaklanıyor. Ülke, 2020’lerin başında ciddi bir döviz krizi yaşadı ve altın rezervlerini hızla artırarak ekonomisini istikrara kavuşturmak istedi. 2022’de Mısır’ın altın rezervleri %50 artarken, Sudan’dan gelen kaçak altının bunda büyük payı olduğu düşünülüyor.

Sudan Maliye Bakanı Cibril İbrahim’in 2024’te açıkladığı üzere, yalnızca bir yılda 48 ton Sudan altını Mısır’a yasadışı yollarla girdi. Bu altının büyük kısmı, daha sonra yeniden ihracat yoluyla BAE’ye ulaştı. Mısır, böylece hem kısa vadeli gelir elde ediyor hem de bölgesel bir “altın köprüsü” işlevi görüyor.

BAE: Afrika altınının yeni merkezi

BAE, özellikle Dubai, Afrika’dan gelen hem yasal hem yasa dışı altının küresel ticaret merkezi hâline gelmiş durumda. 2012–2022 arasında BAE’nin Afrika’dan ithal ettiği altın miktarı iki katından fazla artarak 609 tona ulaştı; 2022’de bu altının toplam değeri 34,5 milyar dolardı — bu, ülkenin GSYH’sinin yaklaşık %7’sine denk geliyor.

BAE’nin Sudan’daki çıkarları yalnızca altınla sınırlı değil. Kızıldeniz kıyılarındaki limanlar, tarım ve gıda güvenliği, hatta güvenlik politikaları bu stratejinin bir parçası. Ancak altın, bu ağın merkezinde yer alıyor. RSF’nin finansal gücü büyük ölçüde bu kaçak altın ihracatına dayanıyor; karşılığında BAE’den silah, mühimmat ve insansız hava araçları tedarik ettiği yönünde güçlü kanıtlar bulunuyor.

Bu nedenle Sudan savaşı, sadece bir iç çatışma değil; altın eksenli bir nüfuz mücadelesine dönüşmüş durumda. Mısır, SAF’ı desteklerken; BAE, RSF’ye finansman ve silah akışı sağlamakla suçlanıyor. Her iki taraf da bu suçlamaları resmen reddetse de, ticaret verileri ve sahadaki gelişmeler aksi yönde işaret ediyor.

Sudan’ın sıkışan dengesi

Port Sudan merkezli SAF yönetimi, BAE ile ilişkilerinde “ikili” bir denge politikası izliyor. Bir yandan BAE’nin RSF’ye desteğini kınarken, diğer yandan Dubai’ye yapılan altın ihracatını tamamen kesemiyor. Çünkü Sudan ekonomisi, hâlâ BAE finansal sistemine sıkı sıkıya bağlı. 2024’te Sudan’ın toplam ihracatının %97’si BAE’ye giden altından oluşuyordu.

Aynı dönemde, BAE merkezli Emiral Resources gibi şirketler, Sudan’ın en büyük altın işletmecileri arasında yer alıyor. Bu da savaşan tarafların, hem düşmanları hem de ekonomik ortaklarıyla iç içe geçmiş bir sistemde var olmaya çalıştıklarını gösteriyor.

Jeopolitik rekabetin yeni cephesi

Sudan’daki altın savaşı, aslında bölgesel jeopolitik rekabetin de bir yansıması. BAE, Afrika’da artan varlığını Kızıldeniz güvenliği, ticaret koridorları ve enerji yolları üzerinden kurmaya çalışıyor. Suudi Arabistan ise bu bölgede rakibine karşı “dengeleyici” bir rol oynamak istiyor. Mısır, kendi güney sınırını güvence altına almayı ve enerji akışını sürdürmeyi önceliyor. Bu tablo, Sudan’daki çatışmayı yalnızca iç dinamiklerle açıklamanın yetersiz olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

ABD ve Avrupa ülkeleri, çatışmaya dair diplomatik çabalarını sürdürse de, Sudan’ın küresel öncelikler listesinde düşük bir konumda olması nedeniyle bu çabalar sınırlı etki yaratıyor. Washington’un 2025’te RSF lideri Muhammed Hamdan Dagalo (Hemedti) ve bazı BAE bağlantılı şirketlere yaptırım uygulaması, bu ekonomik ağın uluslararası farkındalığını artırsa da, sahadaki gerçek dengeleri henüz değiştirebilmiş değil.


Altının laneti, Sudan’ın kaderi

Sudan’ın altın rezervleri, ülkeyi kalkındıracak bir nimet olmaktan ziyade, savaşın finansmanı hâline gelmiş durumda. Altın, Sudan’da yalnızca ekonomik bir kaynak değil; aynı zamanda diplomatik bir koz, silah ticaretinin karşılığı ve bölgesel rekabetin yakıtı.

Bu koşullar altında Sudan’daki iç savaş, giderek bölgesel bir ekonomik savaşa dönüşüyor. Mısır’ın güvenlik kaygıları, BAE’nin ticari çıkarları, Suudi Arabistan’ın diplomatik hedefleri ve Batı’nın sınırlı müdahalesi — hepsi Sudan altınının parıltısında birleşiyor. Ancak bu parıltı, Sudan halkı için refah değil, daha derin bir karanlık getiriyor.

Sudan buraya nasıl geldi?

Nisan 2023’te Sudan’da başlayan iç savaş, Afrika kıtasının en kanlı ve karmaşık krizlerinden birine dönüşmüş durumda. Başkent Hartum’dan Darfur’a kadar yayılan çatışmalar, bir yandan bölgesel güçlerin vekâlet savaşına sahne olurken, diğer yandan milyonlarca insanı açlık ve yerinden edilme tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor.

BM ve diğer kaynaklar, El-Faşir kuşatmasıyla birlikte:

  • 150.000’den fazla ölüm tahmini,
  • 14 milyon insanın yerinden edilmesi,
  • Yüzbinlerce sivilin kent içinde mahsur kalması

gibi insanî verileri aktarıyor.

İç Savaşın Merkezinde İki Güç: Ordu ve RSF

Sudan’daki iç savaşın temelinde, iktidar mücadelesine kilitlenen iki ana güç bulunuyor:

  • Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF) – Komutanı Abdülfettah el-Burhan, ülkenin fiilî devlet başkanı konumunda.
  • Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) – Komutanı Muhammed Hamdan Dagalo (Hemedti), uzun yıllar Darfur’daki Cancavid milislerinden yükselmiş bir isim.

2021’de ortak bir darbeyle sivil yönetimi devirmiş olan Burhan ve Hemedti, kısa sürede birbirlerine rakip haline geldi. Temel anlaşmazlık, RSF’nin orduya entegrasyonu sürecinde yaşandı. Hemedti, bağımsız askeri gücünü korumak isterken, Burhan merkezi komuta altında birleşmeyi dayattı. Bu gerilim, Nisan 2023’te ülkeyi topyekûn savaşa sürükledi.


DIŞGÜNDEM sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın