AVRUPA’DAKİ DRONE İHLALLERİNİN ARDINDAN YENİ KRİZ: SICAK HAVA BALONLARI

Litvanya ile Belarus arasında yaşanan balon krizi, Avrupa güvenlik mimarisinde hibrit tehditlerin niteliği üzerine yeni tartışmaları yeniden gündeme getirdi. Litvanya hava sahasına Belarus yönünden giren ve sivil hava trafiğini etkileyen balonlar, özellikle Vilnius Havalimanı’nda uçuşların geçici olarak durdurulmasına yol açtı. Olay, klasik askeri çatışma biçimlerinden farklı olarak, düşük yoğunluklu ve sembolik eylemlerle yürütülen hibrit operasyonların Avrupa’da nasıl bir güvenlik sorunu haline geldiğini göstermesi bakımından dikkat çekici.
Litvanya hükümeti, 26 Ekim 2025 gecesi itibarıyla hava sahasındaki ihlallerin artması üzerine Belarus sınırındaki kara geçişlerini süresiz olarak kapattığını duyurdu. Başbakan Inga Ruginienė, yaşanan olayları “hibrit saldırı” olarak nitelendirerek, Litvanya’nın gerekli önleyici tedbirleri alacağını belirtti. Bu karar uyarınca yalnızca diplomatlar, Avrupa Birliği (AB) vatandaşları ve Litvanya yurttaşlarının geçişine izin verilecek.
Avrupa Birliği kurumları, olay sonrasında Litvanya ile dayanışma mesajı verdi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, yaşanan gelişmeleri “istikrarsızlaştırıcı bir provokasyon” olarak değerlendirdi. Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ise Belarus’un Rusya’nın Ukrayna’daki eylemleriyle kurduğu yakın ilişkiye atıf yaparak, AB’nin doğu sınırlarının korunmasına yönelik desteğin süreceğini açıkladı. Bu açıklamalar, AB ve NATO’nun doğu kanadındaki güvenlik risklerini hibrit tehditler ekseninde yeniden ele aldığını gösteriyor.
Belarus tarafı ise Litvanya’nın sınır kapatma kararını “serbest dolaşım ve yurttaş haklarının ihlali” olarak nitelendirdi. Ve Vilnius’a diplomatik protesto notası verdi. Minsk yönetimi, olayların diyalog yoluyla çözülebileceğini belirtirken, Litvanya makamları bu açıklamayı ikna edici bulmadı. Tarafların söylemleri, olayın yalnızca teknik bir sınır güvenliği meselesi olmadığını, aynı zamanda daha geniş bir jeopolitik bağlamda değerlendirildiğini gösteriyor.
Bu gelişmeler, Institute for the Study of War (ISW) tarafından tanımlanan “Phase Zero” (sıfırıncı aşama) kavramsal çerçevesi içinde analiz ediliyor. ISW’nin Eylül–Ekim 2025 tarihli raporuna göre, Rusya Federasyonu Avrupa’da “savaş öncesi hazırlık aşaması” olarak tanımlanan bu dönemde bilgi, psikolojik ve hibrit operasyonlara ağırlık veriyor. Bu tür faaliyetlerin amacı, doğrudan askeri çatışmaya girmeden önce hedef bölgelerde siyasi, toplumsal ve psikolojik zemin hazırlamak.
ISW’nin “Russian Phase Zero Operations in Europe” başlıklı haritasında, 9 Eylül–27 Ekim 2025 tarihleri arasında Avrupa genelinde farklı türde operasyonel faaliyetlerin tespit edildiği görülmektedir. Harita verilerine göre:

Haritada, bu tür faaliyetlerin özellikle Baltık bölgesinde yoğunlaştığını gösteriyor. Haritada Litvanya, Polonya, Estonya ve Romanya üzerinde Rusya ve Belarus kaynaklı hava sahası ihlalleri kaydedilmiş durumda. Almanya ve Çekya’da casusluk girişimleri, Danimarka yakınlarında deniz ablukası vakaları, Polonya ve Almanya’da ise kundaklama olayları rapor edildi. Bu veriler, Rusya’nın NATO sınırına bitişik bölgelerde düşük yoğunluklu ama sistematik faaliyetlerle bir “gerilim atmosferi” oluşturduğunu ortaya koyuyor.
Harita ayrıca, Ukrayna’nın doğu ve güney bölgelerinde Rusya’nın kontrolünde kalan alanların varlığını sürdürdüğünü, Belarus’un ise Rusya’nın Avrupa’daki faaliyetlerinde “fiilî ortak” konumunda olduğunu gösteriyor.
Litvanya–Belarus balon krizi, bu bağlamda Avrupa güvenliği açısından sembolik fakat anlamlı bir vaka olarak değerlendirilebilir. Olay, hibrit tehditlerin sınır güvenliği, hava trafiği ve diplomatik ilişkiler üzerindeki etkisini somut biçimde ortaya koyuyor. Ayrıca, bu tür düşük yoğunluklu operasyonların Avrupa-Atlantik güvenlik mimarisi üzerindeki uzun vadeli etkilerine dair tartışmaları da derinleştiriyor.
NATO açısından bakıldığında, olay, ittifakın doğu kanadında “sınır ötesi hibrit tehditlere” karşı operasyonel ve stratejik uyum kapasitesini test eden bir gelişme. 2025 yılı içinde Polonya, Romanya ve Estonya hava sahalarında yaşanan insansız hava aracı (İHA) ihlalleriyle birlikte değerlendirildiğinde, Vilnius’taki balon olayı hibrit savaş yöntemlerinin sistematik hale geldiğine işaret ediyor.
Sonuç olarak, Litvanya–Belarus balon krizi, Avrupa güvenliğinde “askeri olmayan saldırı biçimlerinin” giderek daha fazla önem kazandığını göstermekte. Bu olay, Avrupa Birliği ve NATO’nun doğu sınırlarında karşılaştığı yeni nesil tehditlere karşı kurumsal ve teknolojik uyum süreçlerini hızlandırma ihtiyacını da açık biçimde ortaya koymakta.
Yorum bırakın