Dünyanın gündemi

GAZZE’DEKİ İSRAİL İŞBİRLİKÇİSİ AŞİRETLER KİMLER?

İsrail’in Gazze’yi iç karışıklıkla bölme planı

İngiliz Sky News’in yürüttüğü kapsamlı bir soruşturma, İsrail’in Gazze Şeridi’nde Yaser Ebu Şebab liderliğindeki “Halk Güçleri” adlı bir milis grubuna silah, nakit para ve gıda desteği sağladığını ortaya koyuyor.

Bu grup, geçmişte yardım kamyonlarını yağmalayan bir çete olarak bilinirken, Savaşın en şiddetli zamanlarında Hamas’a karşı potansiyel bir alternatif olarak konumlandırılmıştı.

Soruşturma, İsrail’in bu desteği, iç istihbarat birimi Şin Bet ve İsrail ordusunun Çöl Keşif Taburu Birim 585 gibi güvenlik birimleri aracılığıyla koordine ettiğini iddia etmekte; bu durum, Gazze’nin savaş sonrası yönetiminde İsrail’in nüfuzunu pekiştirmeye yönelik bir “böl ve yönet” stratejisi olarak yorumlanmakta.

Ayrıca, ABD destekli Gazze İnsani Yardım Vakfı’nın (GHF) bu gruba gıda yardımı yaptığı belirtilmekte, bu da insani yardım ilkelerinin ihlali olarak eleştirilmektedir.

Soruşturmaya göre, Halk Güçleri grubu, Bedevî Tarabin aşiretine mensup yaklaşık 500-700 savaşçıdan oluşan bir yapıya sahip olup, toplamda 3 bine yakın üyeye ulaşmış durumda. Grup, Refah’ın doğusunda 50 hektarlık bir üsse yerleşmiş; burada villalar, tıbbi tesisler, okul ve cami gibi altyapılar bulunmaktadır. Üs, Kerem Şalom sınır kapısına yakın “Yağmacılar Sokağı” olarak bilinen bölgede konumlanmış ve yaklaşık 1500 kişiyi barındırmakta.

Grubun lideri Yaser Ebu Şebab, geçmişte Hamas güvenlik güçlerine katılmaya çalışmış ancak reddedilmiştir; üst düzey komutanlarından İssam Nabahin ise 2015-2016 yıllarında Hamas ve Mısır istihbaratı tarafından IŞİD militanı olarak tanımlanmıştır. Deliller arasında, sosyal medya videoları, uydu görüntüleri ve mülakatlar öne çıkmaktadır. Örneğin, 31 Temmuz 2025’te İsrail’de çekilen bir Toyota Land Cruiser aracının, 5 Ağustos 2025’te Gazze’de Ebu Şebab ile birlikte fotoğraflandığı tespit edilmiştir. Benzer şekilde, BAE plakalı bir Isuzu aracının grup komutanlarından Gassân ed-Duhîne ile görüntülendiği belirlenmiştir.

Bir İsrail askeri olan “Sami” takma adlı kaynak, İsrail’in gruba el bombaları, para, araçlar ve gıda sağladığını doğrulamış; bu yardımların Şin Bet aracılığıyla Filistin Yönetimi’nin bir koordinasyon ofisi üzerinden aktarıldığını belirtmiştir. Hassan Ebu Şebab ise, bu ofisin Mısır, İsrail ve Ürdün güvenlik servisleriyle bağlantılı olduğunu ve silah ile para temininde rol oynadığını kabul etmiştir.

Ayrıca, grup üyelerinin Dünya Gıda Programı’na ait un çuvallarını boşalttığı videolar, ABD-İsrail ortak yardım dağıtım platformu GHF gıda paketlerinin üste yığıldığı fotoğraflar ve Birleşmiş Milletler araçlarında poz veren militanlar, yardımların doğrudan bu gruba yönlendirildiğini göstermektedir. Birleşmiş Milletler’in Kasım 2024 raporunda, Ebu Şebab’ın çetesinin yardım konvoylarının sistematik yağmalanmasında en etkili aktör olduğu vurgulanmıştır.

Sigara kaçakçılığı gibi yasadışı faaliyetler, grubun ana gelir kaynağı olarak tanımlanmakta; bu ürünlerin Gazze’de yasak olması nedeniyle yüksek fiyatlara satıldığı belirtilmektedir.

Halk Güçleri’nin kökeni, yardım kamyonlarını yağmalayan bir çeteye dayanmaktadır. Grup, Hamas ile ölümcül çatışmalara girmiş; örneğin 13 Nisan 2025’te dört üyesinin pusuya düşürülerek öldürülmesinin ardından, ertesi gün İsrail hava saldırısı ile Hamas’a misilleme yapılmıştır. 9 Haziran 2025’te üst düzey yetkilisi Nabahin’in Hamas tarafından tutuklandığı ancak 11 Haziran’da İsrail dronuyla hücresinin bombalandığı iddia edilmektedir.

Bu olaylar, İsrail’in grubu koruma altına aldığını işaret etmektedir. Tarihsel olarak, İsrail’in benzer stratejileri geçmişte de görülmüştür: Örneğin, geçmişte Hamas’ı El Fetih’e karşı destekleyerek Filistinlileri bölme politikası izlemiştir.

Bu destek, Gazze’nin savaş sonrası yönetim tartışmalarını doğrudan etkilemekte; İsrail’in, barış anlaşmalarından bağımsız olarak sahada nüfuzunu koruma çabası olarak değerlendirilmektedir. Uluslararası Kriz Grubu’ndan Amjad Irakî, bu yaklaşımı “Filistin toplumunu direnişten uzaklaştırmak için hegemonik yapıları parçalama” olarak tanımlamakta; Queen Mary Üniversitesi’nden Neve Gordon ise Gazze’yi aşiretler tarafından yönetilen parçalı bir bölgeye dönüştürme riskine dikkat çekmekte.

ABD’nin GHF aracılığıyla dolaylı desteği, Cenevre Sözleşmeleri’nin tarafsızlık ilkesini ihlal etmekte; UNRWA Direktörü Sam Rose, silahlı gruplara yardımın “insani ilkelerin tam bir ihlali” olduğunu vurgulamıştır.

Trump’ın Gazze barış planı gibi girişimler bağlamında, bu destek Filistin birliğini zayıflatarak müzakereleri zorlaştırmakta; Hamas’ın planın bazı unsurlarını kabul etmesi rağmen, sahadaki gelişmeler dengeleri değiştirebilmektedir.

Gazze’deki bölünme, Filistin’in ulusal birliğinin önündeki engelleri çoğaltmakta ve uluslararası toplumun barış çabalarını baltalamaktadır.

Sky News soruşturması, İsrail’in Gazze’de yürüttüğü gizli destek politikasını aydınlatmakta; bu, sadece bir milis grubunun güçlendirilmesi değil, aynı zamanda Filistin toplumunun parçalanmasına yönelik stratejik bir hamle.


DIŞGÜNDEM sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın