Mısır’ın başkenti Kahire, bu hafta Orta Doğu diplomasisinin merkez üssü hâline geldi. Aylar süren çıkmazın ardından Hamas, Mısırlı arabuluculara İsrailli rehinelerle Filistinli mahkûmların yer aldığı yeni bir takas listesi sundu. Bu adım, müzakerelerde ilk kez “ölçülebilir ilerleme” olarak değerlendiriliyor.
Listede Hamas’ın öncelikli olarak kadın, yaşlı ve hasta mahkûmların serbest bırakılmasını önerdiği, ancak bazı sembolik isimlerin de takasta yer almasını talep ettiği belirtiliyor. Bu isimlerin arasında, İsrail tarafından “güvenlik riski” olarak değerlendirilen bazı eski direniş komutanlarının bulunduğu iddia ediliyor. O isim Filistin’in sembol ismi Merwan Barghouti.
Kulislerde öne çıkan bir diğer başlık ise Yahya ve Muhammed Sinwar kardeşlerin cesetlerinin iadesi konusu. Hamas’ın, takas listesiyle birlikte Sinwar kardeşlerin naaşlarının da Gazze’ye getirilmesini talep ettiği bildiriliyor. Bu madde, müzakerelerde sembolik ancak son derece hassas bir başlık olarak görülüyor. İsrail tarafı, bu talebi “öncelikli olmayan insani mesele” olarak sınıflandırsa da, Hamas için sürecin duygusal ve politik meşruiyetinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
ABD, İsrail ve Türkiye’nin Rolü
Kahire’deki görüşmelere bu kez ABD’nin Orta Doğu danışmanı Brett McGurk ve üst düzey İsrail istihbarat yetkilileri de bizzat katıldı. Bu durum, müzakerelerin teknik düzeyden siyasi düzeye taşındığını gösteriyor. ABD’nin rolü, yalnızca arabuluculuk değil, aynı zamanda “garantörlük” misyonuna da evriliyor.
Diplomatik kaynaklar, Türkiye’nin de perde arkasında süreci yakından izlediğini ve özellikle insani yardım koridorlarının denetimi konusunda Mısır’la temas halinde olduğunu belirtiyor. Ankara’nın, Gazze’deki yeniden inşa sürecinde rol almak istediği, bu nedenle Kahire sürecinin “kırılmadan” devam etmesini savunduğu değerlendiriliyor.
Hamas’ın sunduğu listenin “öncekilere göre daha gerçekçi ve uygulanabilir” bulunduğu da gelen bilgiler arasında. Ancak İsrail tarafının, özellikle güvenlik tehdidi oluşturabilecek bazı isimlerin serbest bırakılmasına karşı temkinli davrandığı vurgulandı.
Diplomatik kaynaklara göre, taraflar üzerinde belirgin bir zaman baskısı bulunuyor. Mısırlı arabulucular, bu hafta Cuma gününe kadar bir çerçeve anlaşmasına varılması için yoğun temas yürütüyor. Bu plan, öncelikle sınırlı sayıda esir değişimini ve eşzamanlı bir kısa süreli ateşkesi öngörüyor.
Bu nedenle Kahire görüşmeleri, artık yalnızca bir diplomatik temas değil; bölgesel dengelerin yeniden şekilleneceği bir dönemeç olarak görülüyor. ABD’nin sürece doğrudan dahil olması, Türkiye’nin arka plandaki rolü ve Mısır’ın geleneksel arabuluculuğu, Gazze dosyasını “çok katmanlı bir diplomatik satranç tahtasına” dönüştürmüş durumda.
Hafta sonuna kadar bir anlaşma çıkıp çıkmayacağı belirsiz. Ancak diplomatik çevrelerde hâkim olan görüş, tarafların artık “geri dönüşsüz bir müzakere aşamasında” olduğu yönünde.
Yorum bırakın