Dünyanın gündemi

SUMUD FİLOSU GAZZE’YE ULAŞACAK MI? İSRAİL ULUSLARARASI DENİZ HUKUKUNU NASIL İHLAL EDİYOR?

Gazze’ye insani yardım taşıyan 50’den fazla gemilik Sumud Filosu, Akdeniz’de yüksek riskli bölgeye girdi. İsrail’in müdahale planı, uluslararası deniz hukukunun temel ilkelerini yeniden tartışmaya açıyor.

Akdeniz’de Yeni Bir Kriz

31 Ağustos’ta İspanya’dan yola çıkan Global Sumud Filosu, Gazze’ye insani yardım ulaştırmayı ve İsrail’in 17 yıldır uyguladığı deniz ablukasını kırmayı hedefliyor. 44 ülkeden delegasyonların yer aldığı bu filo, bugüne kadar düzenlenen en büyük deniz misyonu olarak kayda geçti. Ancak İsrail’in kamu yayıncısı Kan’ın haberine göre, Tel Aviv yönetimi filoyu durdurmak için deniz komandoları ve savaş gemileri hazırlıyor; bazı gemilerin batırılması bile gündemde.

Bu gelişme, şu soruyu gündeme taşıyor: İsrail, uluslararası sularda bu gemilere müdahale edebilir mi?

Yanıt, uluslararası deniz hukukunun temel ilkelerinde gizli: Hayır.

Açık Denizlerde Kural Ne?

1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS), açık denizlerde tüm devletlere seyrüsefer özgürlüğü tanır. Buna göre:

Karasuları: Kıyı devletinin tam egemenliği, kıyıdan 12 deniz mili (22 km) mesafeye kadar.

Münhasır Ekonomik Bölge (EEZ): 200 deniz miline kadar ekonomik haklar (balıkçılık, enerji), ancak seyrüsefer serbesttir.

Açık Denizler: Hiçbir devletin egemenliği yoktur; gemiler yalnızca kendi bayrak devletinin yargı yetkisine tabidir.

İsrail’in Müdahale Planı ve Hukuki Sorunlar

Uluslararası hukuk, açık denizlerde insani yardım taşıyan sivil gemilere müdahaleyi yasaklıyor.

San Remo Manual (1994): Sivillere yönelik ablukalar ve insani yardımın engellenmesi yasaktır.

BM Güvenlik Konseyi Kararları 2720 ve 2728: İnsani yardıma engelsiz erişim sağlanmalı.

Cenevre Sözleşmeleri: Yardım konvoylarının serbest geçişi zorunlu.

Roma Statüsü: Sivilleri aç bırakmak ve yardımı engellemek savaş suçudur.

İsrail’in bu tür müdahaleleri yeni değil. 31 Mayıs 2010’da, İsrail komandoları uluslararası sularda Mavi Marmara gemisine baskın düzenledi; 10 aktivist öldü, onlarcası yaralandı. Bu olay, Türkiye-İsrail ilişkilerinde derin bir krize yol açtı ve küresel tepki çekti.

2024’te BM uzmanları, “Uluslararası sularda insani yardım gemilerine müdahale yasa dışıdır” açıklaması yaptı. Buna rağmen İsrail, deniz ablukasını sürdürdü ve yeni filoları da hedef aldı.

Sumud Filosu, yalnızca bir yardım misyonu değil; uluslararası hukukun sınandığı bir vaka. Filonun organizatörleri, misyonun UNCLOS, San Remo Manual, BM kararları ve Cenevre Sözleşmeleri ile korunduğunu vurguluyor.

İsrail’in olası müdahalesi, yalnızca Gazze ablukası bağlamında değil, küresel denizcilik düzeni açısından da tehlikeli bir emsal oluşturur:

Seyrüsefer özgürlüğü ilkesi zedelenirse, ticaret gemileri ve insani misyonlar için risk artar.Bölgesel istikrarsızlık, Akdeniz’de enerji ve ticaret hatlarını etkiler. Uluslararası hukuk normlarının aşınması, diğer devletlere benzer ihlaller için kapı aralar.

Sumud Filosu, Gazze’ye yardım götürmenin ötesinde, uluslararası deniz hukukunun meşruiyet sınavı haline geldi. İsrail’in atacağı adımlar, yalnızca Doğu Akdeniz’de değil, küresel deniz güvenliği ve uluslararası düzen için belirleyici olacak.


DIŞGÜNDEM sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın