Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald J. Trump’ın geçtiğimiz Mayıs ayında ilk yurtdışı ziyaretini örgez ülkelerine yapmış. Ktar’da ilk ikinci başkanlık döneminin ilk ziyaretinde uğradığı ülkelerden biriydi.
Trump’ın o ziyarette Katar’la imzaladığı tarihî 1,2 trilyon dolarlık ekonomik taahhüt anlaşması, sadece ticarî bir kilometre taşı değil; aynı zamanda Washington’un Doha’ya yönelik stratejik bağlılığını pekiştiren bir kalkan olarak işlev görüyor.
Ancak İsrail’in Katar’ın başkenti Doha’da Hamas müzakerecilerine yönelik saldırısı, bu ilişkiyi test eden bir kriz yarattı. Trump’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya yönelik sert uyarısı –”Katar, ABD’nin en büyük müttefiklerinden biri, dikkatli olun”– bu ekonomik temelli ilişkiyi koruma çabasının bir yansıması olarak okunmalı.
Mayıs 2025’teki Dönüm Noktası
Trump’ın Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani ile Mayıs ayında imzaladığı anlaşma, Katar’ın ABD ekonomisine en az 1,2 trilyon dolarlık yatırım taahhüdünü içeriyordu. Boeing’e 96 milyar dolarlık uçak siparişleri, Raytheon ve General Atomics’e savunma sözleşmeleri, ExxonMobil ve Chevron’a enerji projeleri gibi unsurlarla dolu bu paket, ABD imalat sanayiini canlandırırken, Katar’ı Washington’un vazgeçilmez bir ortağı haline getirdi.
Anlaşma, El Udeid Hava Üssü’nün stratejik önemini ekonomik boyuta taşıyarak, Katar’ı ABD’nin Orta Doğu’daki en kritik müttefiklerinden biri yaptı. Bu taahhüt, sadece istihdam ve büyüme yaratmakla kalmadı; aynı zamanda Doha’nın Hamas gibi aktörlerle arabuluculuk rolünü, ABD’nin sessiz onayıyla meşrulaştırdı. Bu ekonomik bağlar, Katar’ın ABD’ye tarihî katkısını somutlaştırıyor: 2014’ten bu yana savunma alımlarında 23 milyar dolardan fazla harcayan Katar, 2023’te ABD’de 3,3 milyar dolarlık yatırımlarla binlerce iş yarattı. Trump’ın ziyareti sırasında vurguladığı gibi, bu ilişki “Amerikan üretim rönesansı”nın bir parçasıydı ve Katar’ı, Suudi Arabistan gibi rakiplerine karşı ABD’nin tercihli ortağı konumuna yükseltti.
Doha Saldırısı ve Netanyahu’nun Tehdidi
9 Eylül 2025’te İsrail savaş uçaklarının Doha’da Hamas Siyasi Büro üyesi Halil el-Hayye’nin oğlu dahil beş kişinin öldüğü bir binaya düzenlediği saldırı, bölgedeki gerilimi tırmandırdı. Hamas, lider kadrosunun kurtulduğunu açıklasa da, İsrail’in saldırısı Katar’ın egemenliğini ihlal eden bir adım olarak görüldü. Ertesi gün, 10 Eylül’de Netanyahu, Katar yönetimine ultimatom verdi: “Ya onları sınır dışı edin ya da adalete teslim edin; yoksa biz yaparız.”dedi. Bu gelişme, Katar’ın Hamas’la müzakere masasındaki arabuluculuk rolünü doğrudan hedef aldı. Doha, yıllardır Gazze’deki insani yardımlardan sorumlu tutularak, ABD ve İsrail arasında bir köprü işlevi görüyordu. Ancak İsrail’in saldırısı, bu dengeyi bozdu ve Trump’ı harekete geçirdi.
Trump’ın Uyarısı
Trump, New York’tan Washington’a dönerken gazetecilere verdiği demeçte, Netanyahu’ya net bir mesaj gönderdi: “Katar’la ilgili çok dikkatli olmalılar. Hamas konusunda bir şeyler yapmalılar; ancak Katar, ABD’nin büyük bir müttefikidir. Bu yüzden İsrail ve diğer herkes, bu konuda dikkatli olmalı. Bir yere saldırdığımızda dikkatli olmalısınız.”
Bu uyarı, Mayıs anlaşmasının gölgesinde okunmalı:
Katar’ın 1,2 trilyon dolarlık taahhüdü, ABD’nin Doha’ya yönelik sadakatini pekiştirmişti. Trump, Katar Emiri’ni “çok büyük bir kişi” olarak nitelendirerek, ona halkla ilişkilerini iyileştirmesi tavsiyesinde bulundu: “Daha iyi halkla ilişkiler kurmaları gerektiğini söyledim çünkü halkla ilişkiler konusunda pek de başarılı değiller. İnsanlar onlar hakkında kötü konuşuyor ama konuşmamalılar.” demişti. Başkan, Katar’ın “her şeyin tam ortasında zor bir hayat sürdüğünü” kabul ederken, “Biz onların yanındayız. Onlar harika bir müttefik” diyerek ABD’nin pozisyonunu netleştirdi.
Trump, İsrail’in Katar’a yönelik hamlelerini, ABD’nin stratejik çıkarlarına tehdit olarak görüyor. Nitekim, ABD’nin ortadoğu’daki en büyük üssü olan El Udeid Üssü’nün barındırılması ve savunma anlaşmaları, Katar’ı ABD’nin Orta Doğu’daki askeri lojistiğinin belkemiği yapıyor.
Sonuç
Trump’ın Netanyahu’ya Katar uyarısı, Mayıs 2025 ekonomik zaferinin diplomatik bir uzantısı olarak tarihe geçecek. 1,2 trilyon dolarlık taahhüt, Doha’yı sadece bir yatırımcı değil; ABD’nin jeopolitik müttefiki haline getirdi. Bu olay, Orta Doğu’da ekonomik çıkarların güvenlik politikalarını şekillendirdiğini gösteriyor: Katar, Hamas’ın ev sahibi olarak eleştirilse de, ABD hatta Trump’ın kendisi için vazgeçilmez bir ortak. İsrail’in başına buyrukluğu nedeniyle Katar’ın ABD’ye karşı güveninin sarsılması Trump’a da ağır darbe vuracak bir gelişme olur. ABD ekonomisi için çok büyük anlamlar ifade eden Katar’ın gücü her ne şartta olursa olsun Washington’ın İsrail’e tam desteğine olan bağlılına üstün gelir mi?
Yorum bırakın