Pekin’deki Askeri Geçit Töreni Dünyaya Ne Anlatıyor?
Pekin’de düzenlenen askeri geçit töreni, yalnızca bir askeri güç seremonisi değil; aynı zamanda küresel dengelere gönderilen siyasi bir mesajdı. Çin’in en gelişmiş silah sistemlerini sahaya çıkardığı bu tören, Washington’dan Moskova’ya, Seul’den Brüksel’e kadar tüm başkentlerde dikkatle izlendi.

Askeri Teknolojiden Fazlası
Törende sergilenen hipersonik füze sistemleri, insansız hava araçları ve uzun menzilli hava savunma unsurları, Çin’in savunma sanayiinde kaydettiği hızlı ilerlemeyi gözler önüne serdi. Pekin, bu gösteriyle yalnızca askeri envanterini değil, aynı zamanda üretim kapasitesini ve teknolojik bağımsızlığını da vurgulamış oldu. Ancak analistlere göre, bu geçit töreninin asıl anlamı, askeri donanımın ötesinde, Çin’in küresel konumunu yeniden tanımlama çabasında yatıyor.
ABD’ye Verilen Mesaj
ABD’nin son yıllarda Asya-Pasifik bölgesindeki varlığını artırması, Tayvan meselesinde Çin’e karşı daha doğrudan bir tutum alması ve Filipinler ile Avustralya gibi bölgesel aktörlerle işbirliğini derinleştirmesi, Pekin’in dikkatle izlediği gelişmeler arasında. Bu bağlamda geçit töreni, Washington’a yönelik dolaylı ama güçlü bir uyarı niteliği taşıdı: Çin, yalnızca ekonomik dev değil, aynı zamanda caydırıcı bir askeri güç.
Çin’in bu mesajı, ABD’nin bölgesel müttefiklerine de ulaşmayı amaçlıyor. Pekin, bölgedeki ülkelerin güvenlik tercihlerini etkileyebilecek ölçüde güçlü olduğunu göstermek istiyor.
🚀 Nükleer Üçlü ile Güç Gösterisi
• DF-5C kıtalararası balistik füzesi: 20.000 km menziliyle ABD’nin ana karasını hedef alabilecek kapasite.
• DF-26 orta menzilli füzeler: ABD’nin Pasifik’teki üslerini tehdit edebilecek güçte.
• Hipersonik sistemler ve deniz dronları: Çin’in teknolojik sıçrama arayışının sembolü.
👉 Bu, Çin’in artık yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte caydırıcılık peşinde olduğunu gösteriyor.
Şi, Putin ve Kim: Tesadüf Olmayan Bir Kare

Törenin en çok tartışılan anı, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in yanında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un görüntülenmesi oldu. Bu kare, yalnızca bir protokol detayı değil, aynı zamanda Batı’ya verilen sembolik bir mesajdı.
Rusya, Ukrayna savaşı nedeniyle Batı’yla köprüleri yakmış durumda. Kuzey Kore ise uzun süredir uluslararası sistemin dışında kalan bir aktör. Çin, bu iki liderle yan yana görüntü vererek Batı’ya karşı “yalnız değilim” mesajını verdi. Bu, yeni bir resmi ittifakın habercisi olmayabilir, ancak uluslararası kamuoyunda “Çin merkezli alternatif bir blok” ihtimalinin konuşulmasına yol açtı.
Çok Kutuplu Düzen Arayışı
Çin’in bu gövde gösterisini, Pekin’in uzun süredir savunduğu “çok kutuplu dünya düzeni” argümanının bir yansıması olarak okumak mümkün. ABD’nin liderlik ettiği Batı merkezli güvenlik mimarisi, Çin’e göre artık sürdürülebilir değil. Pekin, kendi rolünü yalnızca ekonomik değil, siyasi ve askeri düzeyde de güçlendirmek istiyor.
Bu bağlamda tören, yalnızca Batı’ya meydan okuma değil, aynı zamanda Çin’in küresel sistemde yeni bir düzenin öncüsü olma iddiasının görsel bir ifadesi olarak öne çıkıyor.
Dengenin İnceliği
Bununla birlikte Çin, doğrudan bir çatışma riskini artıracak sert mesajlardan kaçınıyor. Pekin’in önceliği, ABD ile doğrudan askeri rekabet değil; caydırıcılık yoluyla stratejik alan açmak. Yani Pekin’in mesajı, “çatışmaya hazırız”dan çok, “dengeleri biz de belirleriz” söylemine dayanıyor. Bu strateji, Çin diplomasisinin son yıllarda benimsediği ince ayarın bir parçası.
Bölgesel Etkiler
Geçit töreni, yalnızca küresel güç merkezlerinde değil, bölgesel aktörlerde de yankı uyandırdı. Japonya, Güney Kore, Filipinler ve Hindistan gibi ülkeler açısından Çin’in bu askeri gövde gösterisi, güvenlik hesaplarını yeniden gözden geçirmeyi gerektiriyor. Pekin’in mesajı bu ülkeler için şu anlama geliyor: ABD ile kurdukları güvenlik ortaklıkları önemli olsa da, Çin’in caydırıcılığını göz ardı edemezler.
Sonuç: Bir Güç Dengesi İlanı

Pekin’deki geçit töreni, Çin’in askeri gücünün vitrini olmanın ötesinde, diplomatik bir bildiri olarak kayda geçti. Silahların gölgesinde verilen siyasi mesaj açıktı: Çin artık yalnızca küresel ekonominin motoru değil, aynı zamanda uluslararası güvenlik mimarisinde söz sahibi olmak isteyen bir aktör.
Bu tören, dünyaya şu soruyu sorduruyor: Küresel güç dengeleri yeniden mi şekilleniyor?
Yorum bırakın