Abd ve venezuela arasında ne oluyor?

ABD ile Venezuela arasındaki ilişkiler, tarihsel olarak gergin olsa da, son iki haftada askeri konuşlandırmalar ve karşılıklı suçlamalarla yeni bir zirveye ulaştı. Bu dönemde, ABD’nin Karayipler’e savaş gemileri ve denizaltı göndermesi, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro tarafından “rejim değişikliği girişimi” olarak nitelendirilmiş ve bölgesel barışı tehdit eden bir kriz haline gelmiştir.
Gerilim, uyuşturucu kaçakçılığı iddiaları etrafında yoğunlaşırken, her iki taraf da askeri hazırlıklarını artırarak uluslararası toplumda endişe yarattı.
Gerilim neden başladı: ABD-Venezuela ilişkilerindeki temel kırılma noktaları, Maduro’nun 2024 başkanlık seçimlerindeki tartışmalı zaferi ve ABD’nin bu seçimi tanımaması ile başlamıştı. Ancak son iki haftadaki tırmanış, ABD Başkanı Donald Trump’ın Maduro’yu uluslararası uyuşturucu kaçakçılığıyla suçlaması ve bu suçlamaları askeri güçle desteklemesiyle ivme kazandı. Ağustos ayı ortalarında, Trump yönetimi Maduro’nun başına konulan ödülü 25 milyon dolardan 50 milyon dolara çıkardı. Bu adım, Venezuela’yı “uyuşturucu trafiğinin merkezi” olarak gören ABD’nin, Latin Amerika’daki kartellere karşı operasyonlarını gerekçe gösterdiği bir stratejiye dayanıyor.
Son durum: ABD, uyuşturucu kaçakçılığını önleme amacında olduğunu söyleyerek Karayipler’e en az 7 savaş gemisi (USS Gravely, USS Jason Dunham, USS Sampson gibi destroyerler dahil) ve bir nükleer denizaltı konuşlandırdı.
Bu gemilerin toplamda 1200 füze taşıdığı iddia ediliyor.
Trump, bu konuşlandırmayı “ABD’ye yönelen uyuşturucu tehdidini durdurma” olarak savunurken, Maduro bunu “100 yılın en büyük tehdidi” ve “kanlı bir tehdit” olarak tanımladı. Venezuela Savunma Bakanı Vladimir Padrino López, ABD’nin amacının rejim değişikliği olduğunu belirterek, ülkesinin her türlü saldırıya karşı hazır olduğunu açıkladı.
Ayrıca, Venezuela’nın Kolombiya sınırındada gerelim yüksek. Maduro, ABD’nin savaş gemilerini konuşlandırmasına karşılık Kolombiya sınırına 15 bin asker sevk etti ve 4,5 milyon milisi seferber ettiğini ilan etti.
Bazı analistler, ABD’nin bu hamlelerini, Venezuela’daki petrol rezervlerini hedefleyen emperyalist bir strateji olarak değerlendiriyor.
Kronoloji: Son iki haftada yaşanan kritik olaylar şöyle sıralanabilir:
19-22 Ağustos 2025: ABD, Karayipler’e savaş gemilerini konuşlandırmaya başladı. Maduro, bu gemilerin Venezuela kıyılarını hedef aldığını iddia ederek milisleri harekete geçirdi ve “cumhuriyeti silahlandıracağını” açıkladı. Venezuela, Kolombiya sınırına asker sevk ederek savunma pozisyonunu güçlendirdi.
26-28 Ağustos 2025: Maduro, ABD’nin “rejim değişikliği peşinde olduğunu” belirterek Birleşmiş Milletler’e (BM) çağrı yaptı. Venezuela BM Daimi Temsilciliği, ABD’nin tehditlerini “Latin Amerika barışını tehlikeye atan eylemler” olarak kınadı ve uluslararası toplumdan destek istedi. Bu dönemde, ABD’nin Guyana ile olan ittifakı nedeniyle Venezuela-Guyana sınırındaki gerilimler arttı.
29 Ağustos – 1 Eylül 2025: Tansiyon zirveye ulaştı. Maduro, ABD gemilerinin “1200 füze ve nükleer denizaltı” taşıdığını iddia ederek “ateşle karşılık verilecek” uyarısında bulundu. Trump, Maduro’yu “uyuşturucu trafiğinin tehdidi” olarak nitelendirdi. Venezuela kıyılarına dronlar ve savaş gemileri konuşlandırdı. Sosyal medyada, #VenezuelaCrisis ve #USIntervention etiketleri altında küresel tartışmalar yayıldı.
Abd ne diyor?: ABD Dışişleri Bakanlığı, herhangi bir işgal planını reddetse de, Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Maduro’nun “meşru olmayan bir lider” olduğunu vurguladı. Öte yandan, Venezuela 2025’te 52 ton uyuşturucu ele geçirdiğini belirterek, ABD’nin suçlamalarını reddetti ve ortak mücadele çağrısı yaptı.
Sonuç olarak: Bu gerilim, Latin Amerika’da yeni bir kriz dalgası yaratma potansiyeli taşıyor. Maduro’nun seferberlik çağrıları ve ABD’nin askeri varlığı, yanlış bir hesaplamayla çatışmaya yol açabilir. Uluslararası toplum, özellikle BM ve Amerika Devletleri Örgütü, diplomatik çözümler için devreye girmeli. ABD’nin yaptırımları ve ödül politikası, Venezuela’yı Rusya ve Çin gibi aktörlere yaklaştırırken, bölgedeki petrol dinamikleri gerilimi derinleştiriyor. Önümüzdeki günlerde, tarafların hamleleri yakından izlenmeli; zira bu kriz, küresel enerji piyasalarını etkileyebilir.
Yorum bırakın