ABD Başkanı Trump, 20 Ocak’ta göreve başladıktan iki hafta sonra 4 Şubat’ta Beyaz Saray’da İsrail başbakanı Netanyahu’yu kabul etti ve Basın toplantısında şu sözleri sarf etti:
“Uzun vadeli bir sahiplik pozisyonu görüyorum. Ve bunun Orta Doğu’nun o bölgesine, hatta belki de tüm Orta Doğu’ya büyük bir istikrar getireceğini düşünüyorum. Konuştuğum herkes, bu kolayca alınmış bir karar değildi; konuştuğum herkes, Amerika Birleşik Devletleri’nin o toprak parçasına sahip olması, geliştirmesi ve muhteşem bir şeyle binlerce kişiye iş yaratması fikrini seviyor.”
Yanına Netanyahu’yu da alarak emlak ve inşaat Uzmanı Trump, konuştukça Gazze hakkında daha da netleşiyordu. Niyetini ilk kez orada belli etmişti.
“Şirin olmak istemiyorum, ukalalık yapmak istemiyorum ama Ortadoğu’nun Rivierası. Bu, çok muhteşem bir şey olabilir”

Trump’ın bu sözleri o dönem çok tepki yaratmış,, “Gazzelileri sürgün planı” olarak nitelendirilmişti.
Washington Post gazetesi Trump’ın o planının detaylarına ulaştı.
https://www.washingtonpost.com/national-security/2025/08/31/trump-gaza-plan-riviera-relocation/
Washington Post’un ulaştığı belgelere göre,, plan, bölgeyi en az 10 yıl boyunca ABD’nin yönetimi altında alacak ve bu süre zarfında bölge bir turizm beldesine ve teknoloji merkezine dönüştürülecek.
38 sayfalık belgede, Gazze’nin 2 milyondan fazla nüfusunun geçici olarak başka bir ülkeye “gönüllü” olarak taşınması veya yeniden yapılanma sırasında bölgenin içindeki kısıtlı, güvenli bölgelere yerleştirilmesi öngörülüyor.
Belgenin başlığı “Büyük Vakıf – yıkılmış bir İran vekilinden müreffeh bir İbrahimi müttefike” şeklinde.
Vakıf, arazi sahibi olanlara, mülklerini yeniden geliştirme hakları karşılığında dijital bir jeton teklif edecek. Bu jeton, başka bir yerde yeni bir hayat kurmak veya Gazze’de inşa edilecek 6 ila 8 yeni “yapay zeka destekli, akıllı şehir”den birinde bir daire satın almak için kullanılacak. Ayrılmayı tercih eden her Filistinliye, 5 bin dolar nakit ödeme ve başka bir yerde 4 yıllık kira ve 1 yıllık gıda masraflarını karşılayacak sübvansiyonlar verilecek.
Gazze yeniden yapılanma, ekonomik hızlandırma ve dönüşüm vakfı veya “Great Trust” olarak adlandırılan önerinin arkasında, şu anda bölgede gıda dağıtımı yapan ancak gıda yardımı almaya giden Filistinlilerin vurularak öldürüldüğü ABD ve İsrail destekli Gazze insani yardım vakfı’nı kuran ve hayata geçiren aynı israilliler Michael Eisenberg ve Liran Tancman tarafından geliştirildi.
İsrail, planın ilk yılında “güvenlik ihtiyaçlarını karşılama konusunda genel haklara” sahip olacak, iç güvenliğin neredeyse tamamı ise belirtilmemiş üçüncü ülke vatandaşları ve “Batılı” özel askeri şirketler tarafından yani Amerikalı Blackwater ve Rus versiyonu Wagner gibi şirketler tarafından sağlanacak. Eğitilen “yerel polis”in güvenliği sağlama görevini devralmasıyla birlikte, bu kuruluşların rolü 10 yıl içinde kademeli olarak azalacak.

Gazze’nin yeniden inşası, büyük miktarda enkaz ve patlamamış mühimmatın kaldırılmasıyla başlayacak, ayrıca altyapı ve elektrik şebekesinin yeniden inşası yapılacak.
Gazze’nin İsrail ile olan doğu sınırı, Amerikan elektrikli araç şirketleri ve İsrail ile körfez ülkelerine hizmet verecek bölgesel veri merkezlerini de içeren “akıllı” bir sanayi bölgesi olacak. Gazze’nin batı kıyısı ise, Dubai açıklarında inşa edilen palmiye şeklindeki adalara benzer yapay adaların da yer aldığı “dünya standartlarında tatil köyleri” ile övünen “Gazze Trump rivierası”na ayrılacak.

Bölgenin merkezinde, kıyı şeridi’ndeki tatil köyleri ile sanayi bölgesi arasında, 6 ila 8 “dinamik, modern ve yapay zeka destekli akıllı planlı şehir” şeklinde 20 kata kadar çıkabilen apartmanlar inşa edilecek. Karma kullanım alanları arasında “konutlar, ticaret, hafif sanayi ve klinikler, hastaneler, okullar ve daha fazlası dahil olmak üzere diğer tesisler” yer alacak ve aralarına “tarım arazileri, parklar ve golf sahaları dahil olmak üzere yeşil alanlar” serpiştirilecek.
Yerleşim alanları tamamlandıktan sonra arazilerini takas etmek için bölgede kalan veya ayrılıp geri dönen Gazzeli ailelere, her biri 75 bin dolar değerindeki 1800 metrekarelik yeni dairelerin mülkiyeti teklif edilecek.

Peki Gazzelilerin sürgün edilmesi veya yerlerinden edilmesi konusunda uluslararası hukuk ne diyor?
Zorla nüfus transferi, uluslararası insancıl hukukta açıkça yasaklanmış bir eylemdir. Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin 49. Maddesi, işgal altındaki bir bölgede sivil nüfusun bireysel veya toplu olarak zorla transferini veya sınır dışı edilmesini kesin bir şekilde yasaklar:
Madde 49: “İşgalci Güç, işgal edilen bölgedeki korunmuş kişileri, bireysel veya toplu olarak, işgal edilen bölgeden İşgalci Gücün kendi topraklarına veya başka bir ülkeye, işgal edilmiş olsun ya da olmasın, zorla transfer edemez veya sınır dışı edemez.”
Bu kural, herhangi bir gerekçeye bakılmaksızın mutlak bir yasaktır, ancak geçici tahliyeler yalnızca “sivillerin güvenliği veya zorunlu askeri nedenler” için izin verilebilir ve bu tahliyelerin uygun koşullarda yapılması gerekir.
Gazze’nin Statüsü: Gazze, uluslararası toplum tarafından genellikle işgal altındaki Filistin toprağı olarak kabul edilir (örneğin, BM Genel Kurulu ve Uluslararası Adalet Divanı kararları). Bu nedenle, İsrail’in Gazze üzerindeki eylemleri, işgalci güç yükümlülüklerine tabidir. Filistinlilerin Gazze’den başka bir ülkeye zorla transfer edilmesi, bu maddeyi açıkça ihlal eder.
“Gönüllü” Göç Tartışması: Trump’ın önerdiği planda Filistinlilerin “gönüllü” olarak başka ülkelere gönderilmesi öngörülse de, uluslararası hukukta “gönüllülük” kavramı sıkı bir şekilde değerlendirilir. Roma Statüsü’ne göre, “zorlama” (forcible) yalnızca fiziksel güçle sınırlı değildir; şiddet korkusu, baskı, gözaltı, psikolojik baskı veya zorlayıcı bir ortamın yaratılması da zorla transfer kapsamına girer. (Örneğin Gazze Şeridi’nin buldozerle tamamen yıkılması ve kalacak hiçbir yerin bırakılmaması)
Gazze’deki mevcut koşullar (yoğun bombardıman, altyapı tahribatı, açlık, insani yardım engelleri) bir “zorlayıcı ortam” yaratır ve bu nedenle “gönüllü” göç olarak nitelendirilmesi hukuken savunulamaz.
Savaş Suçu ve İnsanlığa Karşı Suç
Zorla nüfus transferi, Roma Statüsü’nde hem savaş suçu hem de insanlığa karşı suç olarak tanımlanmıştır:
Savaş Suçu: Roma Statüsü’nün 8. Maddesi’ne göre, işgal altındaki bir bölgedeki nüfusun, işgalci güç tarafından o bölgenin içinde veya dışında zorla transfer edilmesi, uluslararası silahlı çatışmalarda savaş suçudur.
İnsanlığa Karşı Suç: Roma Statüsü’nün 7. Maddesi, zorla nüfus transferini, “sivillere yönelik yaygın veya sistematik bir saldırının parçası olarak” gerçekleştirildiğinde insanlığa karşı suç olarak sınıflandırır. Gazze’de yaklaşık 2 milyon Filistinlinin yerinden edilmesi, altyapının yaygın tahribi ve insani yardımın engellenmesi, bu eylemin “yaygın ve sistematik” bir politika olarak değerlendirilmesine yol açabilir.
Etnik Temizlik: “Etnik temizlik” terimi, uluslararası hukukta resmi bir suç tanımı olmasa da, belirli bir etnik veya dini grubu bir bölgeden şiddet ve korku yoluyla uzaklaştırmayı amaçlayan politikaları tanımlamak için kullanılır. Trump’ın önerdiği plan, Filistinlilerin Gazze’den kitlesel olarak çıkarılmasını ve geri dönüşlerinin engellenmesini içeriyorsa, bu “etnik temizlik” olarak nitelendirilebilir ve insanlığa karşı suç kapsamına girebilir.
Ayrıca, Filistinlilerin 1948 Nakba’sından bu yana devam eden geri dönüş hakkı, BM Genel Kurulu ve Güvenlik Konseyi kararlarıyla (örneğin, BMGK 194 sayılı kararı) tanınmıştır. Gazze’den zorla çıkarılma, bu tarihi hakkı daha da karmaşık hale getirir ve Filistinlilerin kendi topraklarında kalma ve kendi kaderini tayin etme haklarını ihlal eder.
İşgalci Gücün Yükümlülükleri
İsrail, Gazze’yi işgal eden güç olarak, sivillerin korunmasından ve insani ihtiyaçlarının karşılanmasından sorumludur. Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’ne göre, işgalci güç, sivillere yeterli barınma, sağlık, hijyen, güvenlik ve beslenme sağlamalıdır. Ancak, Gazze’deki mevcut durum (örneğin, insani yardımın engellenmesi, altyapının tahrip edilmesi) bu yükümlülüklerin ihlal edildiğini göstermektedir. Trump’ın planı, bu koşulları daha da kötüleştirerek sivillerin “gönüllü” göçe zorlanmasına neden olabilir, bu da dolaylı olarak zorla transfer suçunu tetikler.
Trump’ın Planının Durumu
Metinde belirtilen Trump’ın Gazze planı, Filistinlilerin “gönüllü” olarak başka ülkelere gönderilmesini ve Gazze’nin turizm ve teknoloji merkezine dönüştürülmesini öngörüyor. Ancak: Plan, Filistinlilerin geri dönüş hakkını engellemeyi ve Gazze’yi kalıcı olarak ABD kontrolüne almayı içeriyorsa, bu, uluslararası hukukun temel ilkesi olan “kuvvet kullanarak toprak ele geçirme yasağını” ihlal eder.
Zorlayıcı Ortam: Gazze’deki mevcut koşullar (bombardıman, açlık, altyapı tahribatı), Filistinlilerin “gönüllü” göç kararını özgür iradeleriyle almasını imkansız kılar. Bu nedenle, planın “gönüllü” niteliği hukuken geçersizdir.
İnsan Hakları İhlalleri: Planın uygulanması, Filistinlilerin kendi kaderini tayin etme, mülkiyet ve barınma haklarını ihlal eder. Ayrıca, dijital jeton ve maddi teşvikler gibi öneriler, ekonomik baskı yoluyla zorlamaya dönüşebilir.
Uluslararası Tepkiler
Trump’ın önerdiği plan, uluslararası toplumda geniş çaplı tepkilere yol açmıştır:
Filistin Yönetimi ve Hamas: Planı “etnik temizlik” ve uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendirmiştir.
Arap Ülkeleri: Mısır, Ürdün ve diğer Arap ülkeleri, Filistinlilerin zorla yerinden edilmesini reddetmiştir.
BM ve Diğer Aktörler: BM Genel Sekreteri António Guterres, zorla yerinden etmenin “etnik temizlik” anlamına gelebileceğini belirtmiş, Fransa ve İngiltere gibi ülkeler de planı uluslararası hukuka aykırı bulmuştur.
Sonuç olarak;
Filistinlilerin Gazze’den başka bir ülkeye zorla veya “gönüllü” olarak gönderilmesi, uluslararası hukuk açısından açık bir şekilde yasaktır ve şu suçları teşkil edebilir:
-Savaş suçu (Dördüncü Cenevre Sözleşmesi Madde 49, Roma Statüsü Madde 8).
– İnsanlığa karşı suç (Roma Statüsü Madde 7).
– Agresyon suçu, eğer ABD Gazze’yi zorla ele geçirmeye çalışırsa (BM Şartı).
– Etnik temizlik, resmi bir suç tanımı olmasa da, bu tür bir politikanın uluslararası toplum tarafından bu şekilde nitelendirilme riski vardır.
Yorum bırakın